BİRLEŞEN DAVA: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2011/505 ESAS
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.09.2018 gün ve 2018/424 - 2018/1036 sayılı kararı onayan Daire'nin 06.07.2020 gün ve 2019/537 - 2020/1337 sayılı kararı aleyhinde davacı-karşı davalı ...Ş. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin Rekabet Kurumu’nun kararı doğrultusunda 18.09.2010 tarihi itibariyle sonlandığını, bu nedenle gerçekleşmeyen anlaşma sürelerine ilişkin olmak üzere peşinen sağladıkları kazanımları ve semerelerini faizi ile iade etme yükümlülükleri doğduğunu ileri sürerek bakiye süreye riayet eden inkişaf bedeli, intifa bedeli ve intifa terkin harcının avans faizi ve KDV’si ile birlikte tahsilini, birleşen davada müvekkili şirketin sözleşmenin belirtilen süre kadar devam edeceğini nazara alarak davalı tarafından işletilen akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu sabit yatırım bedelinin, geçersiz süreye karşılık gelen kısmının 18/9/2010 tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değeri olan 32.867,85 TL’nin 18/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KDV ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl ve birleşen davanın reddini istemiş, karşı davada, davacı tarafın 29/12/2010 tarihinde dava açmasından sonra alacak taleplerine mahsuben müvekkili firmanın davacıya vermiş olduğu 150.000.-TL bedelli teminat mektubunun paraya çevrildiğini, talep edilen toplam alacak miktarından davadan sonra tahsil edilen 150.000.-TL’nin mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek, haksız olarak tazmin edildiği iddia edilen teminat mektubu bedelinin iadesi, haksız tazmini nedeniyle manevi tazminat ve ödenmeyen fatura alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, asıl davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın inkişaf bedeli ile talebinin reddine, davacı tarafından davalı tarafa ödenen intifa bedelinden sözleşmenin işlemeyen süresine isabet eden 26.070,05 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu konudaki fazla talebin reddine, 35.649,20 TL intifa terkin harç ve masraflarının davalı ...'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KDV si ile alınarak davacıya verilmesine bu konudaki fazla talebin reddine, sabit yatırımlarla ilgili davacının talebinin kabulü ile 16.515,95 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, ve faizin KDV si ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karşı davada çözdürülen teminat mektubu ile ile ilgili olarak karşı davanın kabulü ile 150.000.-TL’nin karşı dava tarihi olan 14/02/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı- karşı davalıdan alınarak davalı - karşı davacı ... Oreks İth. İhr. Maddeleri ve Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, manevi tazminat ve sair taleplerin reddine, birleşen davanın kabulü ile 32.867,85 TL’nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair verilen kararın davacı-karşı davalı ...Ş. vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı-karşı davalı ...Ş. vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı-karşı davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararı gereğince süresinden önce sona ermesi nedeniyle bakiye süreye isabet eden inkişaf bedeli, intifa bedeli, intifa terkin harcının tahsili, birleşen dava sabit yatırım bedellerinin tahsili istemlerine, karşı dava ise, haksız olarak tazmin edildiği iddia edilen teminat mektubu bedelinin iadesi, manevi tazminat ve ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, 15.01.2015 tarihli ilk kararda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2016 tarih, 2015/8786E. 2016/2421 K. sayılı bozma ilamı ile taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ve davacı-karşı davalı tarafından inşaa edilip davalı-karşı davacıya teslim edilen bina vs. gibi sabit yatırımlar bakımından davacı-karşı davalı yararına, davacı-karşı davalı tarafından sözleşme kurulduğu esnada davalı-karşı davacıya inkişaf bedeli adı altında bir miktar ödemede bulunulduğu sabit ise de taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmenin feshi ya da kendiliğinden sona ermesi halinde bu bedelin iade edileceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamasına rağmen bu bedele hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı yararına bozulmuştur.
Söz konusu bozma ilamına karşı yalnızca davacı-karşı davalı ...Ş. vekilince karar düzeltme isteminde bulunmuş ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2018 tarihli ilamıyla davacı-karşı davalı ...Ş.’nin faizin KDV’sini de talep edebileceği gerekçesiyle önceki bozma ilamına ekleme yapılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne, karşı dava yönünden ise sözleşmenin sona ermesinde davalı tarafın herhangi bir kusuru olmayıp Rekabet Kurulu kararı gereğince sözleşme erken sona erdiğinden davalı ...'ye ait çözdürülen teminat mektubu bedelinin davalı ...'ye iadesi gerektiği, inkişaf bedeli ile ilgili talep reddedildiği için teminat mektubu bedelinin iadesi ile ilgili talebin askıda kalamayacağı, ilk kararın karşı davacı tarafından da temyiz edildiği ve Yargıtayca inkişaf bedeli yönünden OMV Petrol A.Ş. yararına bozulduğu dikkate alınarak karşı davacının teminat mektubu bedelinin iadesi ile ilgili talebinin de kabulü gerektiği kanaatiyle çözdürülen teminat mektubu ile ilgili olarak karşı davanın kabulü ile 150.000.-TL’nin faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacı ... Oreks... Ltd. Şti.'ye verilmesine, karşı davacının manevi tazminat ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı-karşı davalı ...Ş. vekilince temyizi üzerine karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 06.07.2020 tarih 2019/537 E. 2020/1337 K. sayılı ilamı ile “....16.02.2016 tarihli bozma kararında yerel mahkemenin inkişaf bedelinin tahsiline ilişkin kararının bozulduğu, karşı davanın da inkişaf bedeli ile doğrudan bağlantılı olarak bozmadan etkilendiği ancak bozma kararında karşı dava hakkında bu yönde bir bozma yapılmamış veya karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmemiş olması yanlış ise de maddi hataya dayalı bozmaya uyulmasının kazanılmış hakkın istisnası olduğundan ve şimdi incelemesi yapılan yerel mahkeme kararının asıl ve karşı davalar yönünden adil ve isabetli olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı ... AŞ vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına....” karar verilmiştir.
Ancak Yargıtay HGK’nun 25.11.2020 tarih 2017/11-2474 E. 2020/944K. sayılı emsal ilamında açıklandığı üzere “...Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) “usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1960/5 K. ve 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 E., 1960/9 K. sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay tarafından verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir; meğer ki, bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen durum uyarınca muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulü kazanılmış hak yahut usule ait kazanılmış hak denilmektedir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 tarihli ve 1960/21 E., 1960/9 K. sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.
Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usulü kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, s. 4738 vd.).
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir...”.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2016 tarih, 2015/8786E. 2016/2421 K. sayılı bozma ilamına uyulması ile karşı dava bakımından davacı-karşı davalı ...Ş. lehine usulî kazanılmış hak oluşmuş olup somut olayda usulî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel teşkil edebilecek istisnai bir durum bulunmadığı gibi maddi hatadan da bahsedilemeyeceğinden davacı-karşı davalı ...Ş. vekilinin karşı davaya yönelik karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 06.07.2020 tarih 2019/537 E. 2020/1337K. sayılı onama ilamının karşı davada verilen karar bakımından kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçeyle karşı davaya yönelik mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ...Ş. vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ...Ş. vekilinin karşı davaya yönelik karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 06.07.2020 tarih 2019/537 E. 2020/1337K. Sayılı onama ilamının karşı davada verilen karar bakımından kaldırılarak açıklanan gerekçeyle karşı davaya yönelik mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davacı-karşı davalı ...Ş.'ye iadesine,
09.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.