Davanın kabulüne
Taraflar arasında Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sonucu Gökçeada ilçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 195 ada 488 parsel sayılı 53.097,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda gösterilen 2.778,48 metrekarelik bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline dair verilen karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince "yeniden keşif yapılarak taşınmazın hava fotoğraflarındaki durumunun tespiti ile zilyetlik ve orman araştırmasının usulünce yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, çekişmeli 195 ada 488 parsel numarası ile tapuda davalı Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın 20.12.2019 tarihli teknik krokide gösterilen 2.779,21 m² lik kısmının tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için, öncelikle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur.
Somut olayda; Mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi, tanık beyanları, ziraat ve harita bilirkişi raporları, taşınmazlara ait fotoğraflar ve tüm dosya kapsamından, taşınmazın uzun süredir kullanılmadığı, zeminin çayır bitkileri ile kaplı olduğu, imar-ihya faaliyetinde bulunulmadığı ve taşınmazın sınırlarının belirgin olmadığı, hali hazırda taşınmaz üzerinde herhangi bir muhdesat bulunmadığı ve dava konusu taşınmazdaki zilyetliğin 1990 yılında terk edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece söz konusu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.