Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2008 tarihli ve 2008/362 Esas, 2008/644 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 21.783,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2014 tarihli ve 2013/538 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, denetim süresi içinde yeniden suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 21.783,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2014 tarihli ve 2013/538 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 02.11.2020 tarihli ve 2017/27883 Esas, 2020/10917 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve sanığın kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmadığı anlaşılmakla beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2020/437 Esas, 2020/412 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekili temyizinde özetle; eksik inceleme sonucu beraat verildiği, suçun sübut bulduğu, idarenin mağdur olduğu, idare lehine vekâlet ücretine de hükmedilmesi gerekçesi ile ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
1. İddianamede özetle; sanığın PKS kaydında 302.866.00 m² pamuk ektiğine dair kaydının mevcut iken 120.335,00 m² yüz ölçümü alanda pamuk ektiğinin tespit edildiği, bu şekilde toplam 26.124,389 TL haksız destekleme miktarının olduğundan bahisle cezalandırılması istenmiştir.
2. Sanık özetle, suçlamaları reddetmiştir.
3. Yukarıda açıklanan safahat sonucunda sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2020/437 Esas, 2020/412 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.