Sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan kurulan hükmü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olmak suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.06.2021 tarihli, 2017/19059 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Katılan vekilinin temyiz nedenleri;yeterli araştırma yapılmadan eksin inceleme ile karar verildiğine, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, diğer temyiz nedenlerine ilişkindir.
Mahkemece sanık savunması, bilirkişi raporu, kurum yazıları dikkate alındığında; keşif akabinde alınan 24.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu tek katlı binanın İmar Kanunun 5. maddesine göre nitelikli yapı olduğu ve ruhsat alınarak yapılması gerektiği, deponun ise İmar Kanunu 5. maddesine göre bina nitelikli olmayan ruhsat alınarak yapılması gereken bir yapı olduğu, imalatların sit alanında bulunan arazide fiziki müdahale ve ekolojik yapısında bozulma meydana getirdiği, kent haritası fotoğraflarından, google harita bilgilerinden ve imalatın inşaatına ait beton, tuğla ve diğer yapı elamanlarında yapılan el ve göz muayenesi ile renk değişimi ve solmalar, eskime durumu, parlaklık, solukluk, dökülmeler ve diğer teknik özelliklerde dikkate alınmak sureti ile yapılan tespit neticesinde; dava konusu yapıların suça konu alanın sit alanı olduğuna dair yapılan son ilan tarihinden, 08.08.2008 tarihinden önce 2003 yılı sonu, 2004 yılı başında inşaa edildiğinin bildirildiği, tapu kaydının beyanlar hanesinde sit alanında kaldığına dair herhangi bir şerh veya beyan olmadığı, dikkate alınarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığından bahisle sanığın beraatine karar verilmiştir.
A.İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Açısından Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69,22/10/2002 gün ve 234–366,04/07/2006 gün ve 127–180,03/05/2011 gün ve 155–80,21/02/2012 gün ve 279–55,15/04/2014 gün ve 599-190,28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; imar kirliliğine neden olma suçu yönünden katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenle imar kirliliğine neden olma suçu yönünden katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.2863 sayılı Kanuna aykırılık Suçu Açısından Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.