SUÇLAR: Nitelikli cinsel saldırı, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme

Mahkumiyet

Sanık hakkında mala zarar verme suçundan neticeten hükmolunan 2.000.00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan nitelikli cinsel saldırı ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR

1.Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli, 2014/87 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararı ile, sanığın aynı köyde ikamet eden ve kendisini şahsen tanıyan katılana ait evin dış kapı kilidini kırarak girdiği, katılanın ağzını kapatarak sürüklemek suretiyle yatak odasına götürdüğü, "yapacam, benim olacaksın" diyerek katılan ile birlikte olmaya çalıştığı, katılanın direnmesi üzerine eylemini tamamlayamadan evden ayrıldığı kabul edilen olayda, dosya içerisindeki mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesi, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ise, aynı Kanun'un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mala zarar verme suçundan aynı sayılı Kanun'un 151 inci maddesi, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin iki ve dördüncü fıkraları uyarınca 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve eşit on taksitte ödenmesine karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.10.2019 tarihli ve 14-2015/373422 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanık hakkındaki akıl sağlığına yönelik çelişki giderilmeden hüküm kurulduğuna, savunmanın aksinin kabulü halinde sanık hakkında gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine, mağdurenin beyanları alınırken şikayetçi olup olmadığının ayrıca sorulmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

A. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesiyle 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2 nci madde ile hapis cezasından çevrilenler hariç sonuç olarak hükmedilen 3000 TL'ye kadar (3.000 TL dahil) adli para cezaları kesin nitelikte olup, sanık hakkında doğrudan verilen para cezasının miktarı itibarıyla kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

2. Gerekçeye göre bozma isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu Yönünden

1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıkta herhangi bir akıl hastalığı ya da zeka geriliği bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan aldırılan 17.08.2015 tarihli rapor ile Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 27.10.2014 tarihli rapor arasında ayrıca dosya içerinde yer alan sanık hakkında Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla) 22.03.2011 tarih ve 2011/45 Esas, 2011/68 Karar sayılı ceza verilmesine yer olmadığı hükmüne esas alınan Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 03.12.2010 tarihli rapor arasında çelişki bulunduğunun anlaşılması karşısında anılan Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesi dosyası da dosya arasına alınarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dava dosyası ile birlikte sanığın 15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16. maddesine göre Üst Kurula sevk edilerek 5237 sayılı Kanun'un 32 inci maddesinin bir ve ikinci fıkra hükümlerine uygun şekilde; suç tarihi itibariyle herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa işlediği iddia olunan fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususunda rapor aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Katılanın aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, olay günü katılanın evine gizlice girdikten sonra ağzını kapatarak sürüklemek suretiyle yatak odasına götürdüğü katılana karşı nitelikli cinsel saldırı suçuna yönelik başladığı icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkanı bulunduğu halde katılanın aşılabilir mukavemeti dışında ciddi bir engel neden olmaksızın kendiliğinden eylemine son verdiği ve 5237 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmü de gözetildiğinde mevcut haliyle eylemin aynı sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Yönünden

1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini en son kesen işlem olan 07.10.2015 tarihli mahkumiyet kararından inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

3. Yukarıdaki bentte belirtilen nedenle bozma isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

A. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli, 2014/87 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli, 2014/87 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli, 2014/87 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2024 tarihinde karar verildi.