İstinaf başvurusunun esastan reddi

Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Uygulama kadastrosu sırasında, Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1112 parsel sayılı 168 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 220 ada 5 parsel numarası ve 162,72 metrekare yüzölçümlü olarak zeytinlik vasfıyla tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre 1966 yılında kesinleşen orman kadastrosu (seri bazda), 2018 yılında yapılıp kesinleşen 2/B uygulaması ile 4999 sayılı Kanun ile Değişik 6831 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi gereğince yapılan ve 12.04.2018 tarihinde askı ilanına alınarak 30 gün sonunda kesinleşen Fenni Hataları Düzeltme çalışması bulunmaktadır. Yörede genel arazi kadastrosu ise 1974 yılında yapılıp kesinleşmiş olup, bunun yanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince 2016 yılında yapılıp kesinleşen uygulama kadastrosu bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi 220 ada 5 parsel sayılı zeytinlik vasıflı taşınmazın, 6831 sayılı Orman Kanununun 4999 Sayılı Kanun ile değişik 9 uncu maddesi uyarınca yapılan fenni hataları düzeltme çalışmaları sonucunda hatalı olarak orman sınırları içerisine alındığını ileri sürerek tespitin iptaline, taşınmazın zeytinlik vasfıyla tespiti ile tapuya bu şekilde tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İdaresi cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "dava konusu taşınmazın 1965 yılında yapılan ve 1966 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmalarında devlet ormanı sayılan yerde kaldığı, davacı kurum tarafından iptali talep edilen 6831 Sayılı Kanunun 9. maddesi kapsamında yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman sınırları içerisinde, devlet ormanı sayılan yerde kaldığının tespit edildiği, bu hali ile yapılan uygulamanın vasıf ve mülkiyet değişikliğine ilişkin olmadığı, hali hazırda taşınmazın davacının talebi gibi zeytinlik vasfı ile davacı kurum adına kayıtlı olduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, " hükme esas teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, 1966 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmalarında dava konusu 220 ada 5 parsel nolu taşınmazın tamamının orman tahdit sınırları içinde devlet ormanı sayılan yerde kaldığı, 2018 yılında 3302 sayılı yasaya göre yapılıp aynı yıl kesinleşen 2/B maddesi çalışmaları neticesinde orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığı, en son 2018 yılında 6831 sayılı yasaya göre yapılan 4999 sayılı Kanunla değişik 9. madde uygulamalarında da dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman sınırları içerisinde Devlet Ormanı sayılan yerde kaldığı hususunun belirtildiği, teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun yerleşik Yargıtay kararlarına uygun, bilimsel ve teknik verileri içeren denetime elverişli olduğu, dava konusu taşınmazda yapılan fenni hataların düzeltimi çalışmalarında bir hata bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.