D U R U Ş M A T A L E P L İ

MAKTUL: ...

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 286/2-g maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Katılanlar Deniz ve Muradiye vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2017/41 Esas, 2019/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 25/1,5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddeleri uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.02.2021 tarihli ve 2019/2293 Esas, 2021/279 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

1. Katılanlar Deniz ve Muradiye vekilinin temyiz sebepleri özetle; kararın hatalı ve hukuka aykırı değerlendirme sonucu verildiğine, meşru savunma koşullarının oluşmadığına ve meşru savunma sınırlarının aşıldığına, beraat kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna,

2. Katılanlar Adnan, Deniz ve Nezahat vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında verilen beraat kararının usûl ve yasaya aykırı olduğuna, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

Olay günü alkollü olan ve alkollü olması nedeni ile tehlikeli bir şekilde araç kullanan temyiz dışı katılan sanık ...'ın, sevk ve idaresindeki ... ... plaka sayılı aracında maktul ... ve temyiz dışı katılan sanık ... de olduğu halde trafikte seyir halinde iken, sanık ...'nin yanında eşi ... ve çocuğu olduğu halde kullanmakta olduğu 07 N .... plaka sayılı araçla çarpışma tehlikesi yaşadığı, sanığın ani fren yapması ile çarpışmanın engellendiği, bunun üzerine sanığın daha önceden tanıdığı ... uyarmak maksadıyla takip ettiği, Merkez camii önüne geldiklerinde iki aracın yan yana geldikleri, sanığın "sen napıyorsun, böyle araç mı sürülür!" dediği, ...n aracını durdurduğu, akabinde sanığın da aracını durdurduğu, ..., Latif ve maktulün araçtan inerek ellerinde bira şişeleriyle birlikte sanığın aracına doğru geldikleri, sanığa şişe fırlatıp vurmaya başladıkları, kavga esnasında araçların yanından uzaklaştıkları, ...n bıçakla sanığı dürttüğü, sanığın kaçarak aracına binmeye çalıştığı, ...n elindeki bıçak ile sanığın aracına vurarak zarar verdiği, sanığın eşi ...'nın ise araçtan inerek "eşimi dövüyorlar yardım edin, polisi arayın" diyerek çevreden yardım istediği, akabinde aracına doğru gittiği, Bayram Ali'nin bir şekilde ..., maktul ve Latif'ten kurtularak aracına binmeye çalıştığı, bu esnada arkadan portakal kasası fırlatıldığı ve darp edilmeye devam edildiği, araç dışında bulunan ...'nın yanına ...n elinde bıçak olduğu halde gittiği ve ...'nın boğazını eli ile

sıkarak ve bıçağı göstererek "arabaya bin yoksa kötü şeyler olacak" diyerek tehdit ettiği, sanığın ise o anda aracının sol kapısında bulunan 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz kısa dipçikli tek kırma tüfeğini aldığı, torpido gözünden de iki adet fişek aldığı, önce bir fişeği tüfeğe dolduran sanığın aralarında 1,5 metre mesafe olduğu halde ..., maktul ve Latif'e doğru bir el ateş ettiği, maktulün karın bölgesine isabet eden saçma tanesi ile yaralandığı, sonrasında tekrar tüfeğine bir fişek dolduran sanığın bir el daha ateş ettiği ve Latif'i elinden yaraladığı, ... ve Latif'in yaralı haldeki maktulü alarak hastaneye götürdükleri, sanığın da olay yerinden ayrılarak evine gittiği, maktulün tedavi gördüğü hastanede kullanmış olduğu ilacın da etki ve katkısı ile av tüfeği saçma taneleri yaralanmasına bağlı gelişen komplikasyonlar (kanama) sonucu öldüğü anlaşılan olayda;
Trafikte yaşanan tartışma sonrasında sanığın maktulün de içinde bulunduğu aracı takip etmesi, araçlar durduğunda inen taraflardan maktul ve arkadaşlarının sayıca fazla ve güçlü olmalarına ve yanlarında bıçak da bulunmasına rağmen bunu etkili bir şekilde kullanmamaları olayın gelişimi içinde maktulün sanığa eliyle vurması, silahtan sayılan bira şişesi ile saldırması ve sanığın arabaya binmesini engellemesinden ibaret eylemleri ile sanığın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanması ve sanığın maktule karşı kendilerine karşı sadece tehdit amacıyla kullanılan silahtan çok daha etkili ve orantılı kabul edilemeyecek nitelikteki kısa dipçikli tek kırma tüfek ile ateş etmesi birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma ve aynı Kanun'un 27/2. maddesinde düzenlenen sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektirir husumet olmaması, sanığın, ani gelişen kavga ortamında özellikle maktulün hayati organlarının bulunduğu bölgeyi hedef alarak vurduğuna dair delil bulunmaması, suçta kullanılan silahın özelliği ile maktulün yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu ve maktulün kontrolsüz kullanmış olduğu Coumadin adlı ilacın etkisiyle ateşli silah yaralanması sonucu meydana gelen kanamanın durdurulamaması nedeniyle bu ilacın ölümde etki ve katkısının bulunduğu tespitini içeren 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun mütalaası dikkate alındığında sanığın eyleminin kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçunun kanunî unsurlarını taşıdığı, maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut nazara alındığında, tahrik nedeniyle azami oranda indirim uygulanarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin 2. cümlesi uyarınca cezalandırılması yerine, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile suç vasfında yanılgıya da düşülerek yazılı şekilde kasten öldürme suçundan meşru savunma nedeniyle beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklandığı üzere sanığın azami oranda haksız tahrik hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin 2. cümlesi uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.02.2021 tarihli ve 2019/2293 Esas, 2021/279 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Silifke Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2024 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

K A R Ş I O Y

Tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,
Sanığın olay günü eşi ve çocukları ile birlikte arabayla seyir halinde iken katılan ...'ın ve arkadaşlarının alkollü olarak aynı yolda araç kullandıkları ve trafik kurallarına aykırı hareket etmeleri nedeniyle sanığın kaza tehlikesi atlattığı, sanığın diğer aracı kullanan ... tanıması nedeniyle onu takip ettiği, iki aracın şehir merkezinde yan yana geldiğinde sanığın ...'a "sen ne yapıyorsun böyle araç mı kullanılır" diye çıkıştığı, ... ve yanında bulunan arkadaşlarının araçlarından inerek ellerinde bira şişeleri olduğu halde sanığa "sen kimsin lan seni öldürürüz" diye tehdit ettikleri (Nitelikli tehdit suçundan ... ve ... ceza almıştır) ve sanığa saldırdıkları, sanık ...'yi darp ettikleri, bira şişeleri ile sanığa ve aracına vurdukları, ...n elinde bıçak olduğu ve sanığa dürttüğü, sanığın bir ara ellerinden kurtularak aracına doğru kaçmaya çalıştığı ancak tekrar sanığı yakaladıkları, bu durumu gören sanığın eşinin araçtan inerek çevredekilerden yardım istediği, bunu gören ...n sanığın eşi ...'nın boğazını bir eliyle sıkarak ve diğer elindeki bıçakla tehdit ederek "arabaya bin yoksa kötü şeyler olacak" dediği ve ...'nın korkup araca bindiği, sanığın aracına yakın yerde diğerleri ile mücadeleye devam ederken bir fırsatını bulup aracından tabancaya dönüştürülmüş tüfeğini alarak kavga ettiği kişilere doğru gelişi güzel bir el ateş ederek saldırıları bertaraf ettiği olayda, sayın çoğunluk sanığın haksız tahrik altında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiğine hükmetmiş ise de bu karara katılmıyorum. Şöyle ki; sanık eşi ve çocukları ile normal bir şekilde yolunda giderken sürücülüğünü ...n yaptığı aracın tehlikeli hareketlerine maruz kalmış, şehir içinde diğer aracın sürücüsünü ikaz etmek istediğinde ise ... ve iki arkadaşının saldırısına maruz kalmıştır. ...'ta bıçak ve arkadaşlarında bira şişeleri ile portakal kasası bulunmaktadır. Sanığın aracında tüfekten dönüştürülmüş tabanca bulunduğu halde sanık araçtan inerken silahını yanına almamıştır. Ancak katılanların gerek kendisine, gerek aracına ve gerekse ailesine yönelik aralıksız devam eden saldırıları karşısında sanık kaçmayı denemiş ise de bunu başaramamıştır. Saldırıları başka türlü bertaraf etme olanağı kalmayınca son çare olarak silahını alarak katılanlara doğru hedef gözetmeksizin bir el ateş

etmiştir. Bu atış sonucunda maktul ... karnından isabet alarak hayatını kaybetmiş ise de atış sırasında maktul ve katılanların saldırıları halen devam etmektedir. Sanığın bu koşullar altında kapıldığı korku ve heyecan nedeniyle ayak bölgesine veya hayati olmayan bir bölgeye nişan alması ve o anki hal ve şartlara göre mantık kuralları çerçevesinde hareket etmesi beklenemeyeceğinden olayda meşru savunma koşulları oluşmasa da TCK 27/2 nci maddesinde düzenlenen "meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi" durumunun bulunduğu kanaatinde olduğumdan sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve kararın bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğümden Sayın çoğunluğun görüşüne muhalefet ediyorum.