Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 22/09/2005-09/10/2013 tarihleri arasında en son 1.320,00 TL aylık ücret ile ek 270,00 TL yemek ücreti alarak servis sorumlusu (tekniker) olarak çalıştığını, aylık ücretinin 870,00 TL’sinin banka kanalıyla, aylık ücretinden geriye kalan 450,00 TL ile ve 270,00 TL yemek ücretinin ise elden ödendiğini, sigortasının banka kanalıyla yapılan ödeme üzerinden yatırıldığını, müvekkilinin işvereni bu konuda defalarca uyarmasına rağmen işverence primlerinin eksik ödenmeye devam edildiğini, müvekkilinin mesaisinin haftanın 6 günü 08.30 ila 20.30 saatleri arasında olduğunu, işveren tarafından yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, 09/10/2013 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeden iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkiline ait işyerinde asgari ücretle çalıştığını, fazla mesai yapmadığını, tatil günlerinde çalışmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, iş akdinin davalı tarafından emeklilik nedeniyle sonlandırıldığını, müvekkili tarafından hesaplanan kıdem tazminatı ödemesini kabul etmeyerek haksız kazanç sağlama amacıyla eldeki davayı açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ile bilirkişi raporuna ve tanıkların davacının emeklilik durumunun tespiti için işverene başvurduğunda davalı işverenin bunu gerekçe göstererek davacıyı işten çıkarttığını bildirdiklerini, ayrıca işyerinde 7,5 yılık kıdemi bulunan davacının ortada hiçbir sebep yokken tazminat haklarını bir kenara bırakarak iş akdinin feshetmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, gerekçesine dayanılarak, fazla mesai ve tatil alacaklarında yapılan takdiri indirim dışında dava kabul edilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının ihbar tazminatı almaya hak kazanıp kazanmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. İşçinin 1475 sayılı Yasanın 14’üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelerden iş akdinin yaş hariç emeklilik koşullarını sağlamış olan davacı işçi tarafından 1475 sayılı yasanın 14/5 maddesi hükmüne istinaden feshedildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle davacının ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
3- İş hukukunda çalışma olgusunu ve bu kapsamda fazla mesai yaptığını iddia eden işçi, karşılığı ücretin ödendiğini ise de işveren kanıtlamalıdır.
Fazla çalışma her türlü delille kanıtlanabilir. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirtikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı fazla mesai iddiasını ispat bakımından iki tanık dinletmiş olup, bu tanıklarından tanık Arif'in 31/08/2006 tarihinde, davacının diğer tanığı Yusuf'un ise 18/10/2010 tarihinde davalı işyerinden ayrıldıkları dosya arasında bulunan işten çıkış bildirgelerinden anlaşılmaktadır.
Davacının fazla mesai yaptığı iddiası bakımından davacı tanık beyanı dışında dosyada başkaca bir delil bulunmadığından, 18/10/2010 tarihinden sonrası için ispat söz konusu değildir. Bu nedenle fazla mesai hesabının 18/10/2010 tarihine kadar tanıkların davacı ile birlikte çalıştığı dönemle sınırlı olarak yapılması gerekirken, ispatı bulunmayan 18/10/2010 ila 08/10/2013 arasındaki dönemi de kapsayacak şekilde hesaplanıp hüküm altına alınması hatalıdır.
4- Davacının ücret talebi bulunmadığı halde gerekçede ücret alacağına ilişkin açıklamalarda bulunulduktan sonra davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağı talebine ilişkin olarak hesaplanan 1.074,18 TL’nin ücret alacağı olarak hüküm altına alınması da ayrıca hatalıdır.
5- Dava külli tespit kısmi eda istemli belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Bu dava türünde faiz başlangıcı yönünden Dairemiz uygulaması kısmi dava esaslarıyla aynı olup, sehven ücret denilerek hüküm altına alınan ulusal bayram ve genel tatil alacağı ile fazla mesai alacağına ve reddi gereken ihbar tazminatına dava-ıslah ayrımına göre faiz yürütülmesi yerine, tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.