Taraflar arasındaki 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 3302 Sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) ile değişik 2/B madde çalışmalarına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 3116 Sayılı Kanuna göre yapılan ve 01.08.1941 tarih ve 4875 Sayılı Resmî Gazetede tarihinde ilan edilen orman tahdidi çalışmaları, Mülga 5602 sayılı Tapulama Kanununa göre yapılan ve 10.06.1956 tarihinde ilan edilen tapulama çalışmaları, 1977 yılında yapılan ve ilan edilen ve 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Kanun'un 1744 Sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) değişik 2 nci madde uygulaması çalışmaları, 20.05.1986 tarihinde başlanıp ilan edilmediğinden kesinleşmeyen 2986 sayılı Kanun çalışması, 15.06.1989 tarihinde ilan edilen ve mahkeme kararı ile iptal dilen 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışması, 21.07.2010 tarihinde kesinleşen 3402/Ek-4 madde çalışması, 18.03.2011 tarihinde kesinleşen 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a Madde çalışması, 2016 yılında yapılan 6292 sayılı Kanun çalışması, 26.11.2020 tarihinde ilan edilen 6831 Sayılı Orman Kanununun 3302 Sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi çalışması bulunmaktadır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Antalya ili Konyaaltı ilçesi ...-... Mahallesinde Orman Kadastro Komisyonu 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması yapıldığını ve 26/11/2020 tarihinde askı suretiyle ilan edildiğini, dava konusu taşınmazın kanunun aradığı tüm vasıfları taşıdığı halde 2/B maddesine göre orman sınırları içinde bırakıldığını, 50 yılı aşkın süredir kuru hububat vs., ekilmek suretiyle kullanıldığını, tahmini yüzölçümünün 62.000 m² olduğunu, taşınmazın ... Mahallesi 20490 ada 1 parsel sayılı yerde bulunduğunu, yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek, orman sınırları içinde bırakılmasına dair tespitin iptaliyle dava konusu taşınmazın 2/B maddesine göre Hazine adına orman dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen ve Antalya ili Konyaaltı ilçesi ...-... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın bulunduğu bölgede Antalya Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 6831 Sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartma işlemi yapıldığını, davacı tarafından müvekkil İdareye yöneltilen davanın usul ve hukuka aykırı olduğunu, Orman Kadastro Komisyonu tarafından ilgili Kanun ve Yönetmeliklere göre tesis edildiği, itiraza konu işlemin Hazine ile ilgisi bulunmadığını, Hazineye yöneltilen davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1940 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit çalışmalarında itiraz edilmeksizin kesinleştiğini ve orman sınırları içerisinde kaldığını, dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılmasını talep ettiğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, 6831 Sayılı Kanun'un değişik 2/B maddesine göre nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına çıkarılmasının zorunlu olduğunu, gerçek kişilerin bunu talep etmekte hukuki yararın ve aktif dava ehliyetinin olmadığını, taşınmazın hukuki niteliğinin halen orman olduğunu, niteliğinin orman olması nedeniyle davacının zilyetlik iddialarının dinlenemeyeceğini, orman sayılan yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığından sürdürülen zilyetliğin hukuki değer taşımayacağını, bir yerin bitki örtüsü yok olmuş olsa bile orman sınırları içerisinde kaldığından orman olacağını, bitki örtüsünün kaldırılmış olmasının o yerin orman rejimi dışına kendiliğinden çıkmasını gerektirmeyeceğini, etrafında tapulu arazilerin bulunması üzerinde muhdesat olması veya orman ile sınırının olmamasının da taşınmazın niteliğini etkilemeyeceğini ve Mahkemenin resen yapacağı incelemeler doğrultusunda öncelikle usulü itirazlarının değerlendirilmesi ve kabulüne karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde davacının iddialarının araştırılmasını ve bu sonuca göre taşınmazın niteliği belirlenerek Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerlerin 2/B uygulamasının 26.11.2020 tarihinde ilan edildiğini ve davacının süresi içerisinde başvurmadığını bu nedenle kesinleştiğini, davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, davada Orman İdaresinin taraf olarak gösterilemeyeceğini, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığının Yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, davaya konu olan taşınmaz hakkında daha evvel verilmiş ve kesinleşmiş Antalya 3. Asliye Hukuk mahkemesinin 2002/1192 Esas - 2005/515 Karar sayılı kararının bulunduğunu, davanın kesin hüküm varlığı nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, cevap haklarının ve gerektiğinde davaya müdahale haklarının saklı tutulmasının, davacının haksız davasının reddinin gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 15.06.2021 tarihinde keşif icra edildiği, 06.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacının dava konusu ettiği taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 62135,97 m2lik taşınmaz olduğu, taşınmazın içinde bulunduğu ... yerleşim yerinde 01.08.1941 tarih ve 4875 sayılı Resmi Gazetede ilan edilerek kesinleşmiş 3116 sayılı Kanun kapsamındaki orman tahdit çalışmalarında, dava konusu (A) harfi ile gösterilen taşınmazın bulunduğu yerin "devlet ormanı" olarak sınırlandırılan alanda kaldığı, yörede 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun kapsamında yapılan çalışmalarda dava konusu yerin 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ancak Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.2005 tarih ve 2002/1192 Esas 2005/515 Karar sayılı kararı ile yapılan bu çalışmaların yok hükmünde olduğuna karar verildiğinin anlaşıldığı, keşif incelemesi ve dosyaya sunulan 06.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporu ve tüm dosya kapsamına göre; (A) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın tamamının "31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybetmediği, Orman Sayılan Yerlerden" olmasının gerektiği, (A) harfi ile gösterilen taşınmazın bulunduğu yerde 3302 sayılı kanunla değişik 6831 sayılı Kanun kapsamında yapılan ve 26.11.2020 tarihinde ilan edilen çalışmaların 6831 sayılı kanun ve bu kapsamda değişiklik yapılan kanunlar ile 25.12.2012 tarihli orman kadastro yönetmeliğine uygun olarak yapıldığı anlaşılmış ise de; davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu edilen taşınmazın Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman sınırı içerisinde bırakılan tespitinin iptali ile orman sınırı dışına çıkarılmasına yönelik talebinin yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere halen tahdit içinde olan bir yerin, hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması için orman yönetimini zorlayıcı nitelikteki davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının bu bağlamda öncelikli olarak aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının mevcut olduğunu, idarenin işlemlerinin yargı denetimine tabi olmasının idareyi işlem yapmaya zorlama anlamına gelmediğini, raporda 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi uygulaması sonucu 2/B alanında kaldığı, ancak Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.2005 tarih ve 2002/1192 E., ve 2005/515 K. Sayılı kararı ile "yok hükmünde" olduğuna karar verildiği ve kesinleştiği, ... Köyü sınırları içinde yapılan 2/B çalışmalarının mahkeme kararı ile iptal edilerek yok sayıldığının belirtildiğini, oysa ki bir yerde yürürlükteki kanunlara uygun olarak yapılıp ilan edilerek kesinleşen orman tahdidi ve kadastrosunun, idarenin hasımsız olarak açtığı bir dava ile iptal edilemeyeceğini, Orman İdaresinin kanunların ön gördüğü süreler içinde dava açmadığından işlemlerin kesinleştiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılarak 1956 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu, sonrasında yapılan kadastro çalışmalarında ve itiraza konu 2/B madde uygulaması çalışmasında 2/B maddesi kapsamında görülmeyerek Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmadığı ve halen tahdidi 1956 yılında kesinleşmiş devlet ormanı sınırları içerisinde bulunduğu belirlendiğinden ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 29.06.2017 tarihli 2016/310 esas ve 2017/6045 karar sayılı, 19.02.2020 tarihli 2020/610 esas ve 2020/843 karar sayılı, 15.06.2020 tarihli 2020/1475 esas ve 2020/1851 karar sayılı ilamlarıyla Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2021 tarihli 2020/3978 esas ve 2021/1493 karar sayılı ve pek çok yerleşmiş içtihadında da belirtildiği üzere, öncesi Devlet ormanı olan bir yerin, 2/B uygulaması ile ancak Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılabileceği, gerçek kişilerin bu gibi yerlerin orman sınırları dışına çıkartılmasını talep etmekte ve hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması için idareyi zorlayıcı nitelikte dava açmakta hukukî yararları ve dolayısıyla aktif dava ehliyetleri bulunmadığı; 2/B kapsamına alınması durumunda 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz iade kapsamına girip girmeyeceği konusunda geleceğe yönelik bir hukuki yararının bulunduğu düşünülebilirse de, bu durum eldeki davanın konusu olmadığından 2/B ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması istemli eldeki davayı açmakta hukuki yarar sağlamayacağı ve dolayısıyla ilk derece mahkemesince davanın bu gerekçeyle hukuki yarar yokluğu ve aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı; ayrıca dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu belirlenen ve devlet ormanı niteliğiyle Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 20490 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde, Antalya Kadastro Mahkemesi'nin 2016/119 esas sayılı dosyasında davalı olduğuna ilişkin şerh bulunmakla birlikte anılan bu dosyanın, istinaf incelemesi için Dairenin 2019/339 esas sayısıyla kayıtlı bulunan 6292 sayılı Kanun'un 11/10 maddesi çalışmasına itiraza ilişkin olup, Antalya ili Konyaaltı ilçesi ... Köyünde bulunan 20506 ada 1 parsel sayılı bir başka taşınmaz hakkında görüldüğü ve dolayısıyla istinafa konu eldeki davada davaya konu yer ile ilgisinin olmadığı; bunun yanı sıra bilirkişi kurulu raporunda dava konusu yerde 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uyarınca yapılarak 16/12/1982 tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulamasını iptal ederek yok hükmünde saydığı belirtilen ve bir örneği dosya içerisinde bulunan Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27.12.2005 tarihli 2002/1192 Esas 2005/515 karar sayılı kesinleşmiş kararıyla, davanın kabulüne karar verilerek söz konusu 2/B çalışmasının yok hükmünde olduğuna karar verildiği ancak davanın, davacı ... İdaresi tarafından hasımsız olarak açılarak sonuçlandırılmış olunması nedeniyle eldeki davada kesin hüküm niteliğinin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Antalya B.A.M. 8. H.D.'nin karar ilamında Orman İdaresince davanın hasımsız açıldığından işbu davaya etkisinin olmadığının ileri sürüldüğünü, bu gerekçede çelişki olduğunu, hasımsız açılan davanın, işbu dava konusu yeri de kapsadığını açıklayarak ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarına itiraz istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1,370 ve 371 inci maddeleri, 6831 Sayılı Orman Kanunu.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.