Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.09.2010 gün ve 2007/277-2010/486 sayılı kararı onayan Daire’nin 30.05.2012 gün ve 2011/2640-2012/9250 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin davacının gıyabında yapılan 07.03.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında hukuka aykırı olarak sermaye artırımı kararı alınarak davacının şirketteki hisse oranının indirildiğini ve yönetim kurulu üyeliğinden azledildiğini, bu kararın yok hükmünde olduğunun tespiti amacıyla açılan dava devam ederken, bu kere yetkisiz yönetim kurulu tarafından 2006 yılı olağan genel kurul toplantısının 01.03.2007 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, davacının tüm muhalefetine rağmen söz konusu tarihte genel kurulun gerçekleştirildiğini, bahsi geçen toplantıda davacının muhalefetine rağmen ve gerekliliğine ilişkin yönetim kurulu raporu bulunmaksızın sermaye artırılmasına karar verilerek sermayenin 1.500.000 TL'ye çıkartıldığını, toplantı gündeminde olmadığı halde genel kurul sırasında yönetim kurulu ve denetçilerin ibrasının gündeme eklenerek ve TTK'nun 374. maddesine aykırı olarak ibrasına karar verilen yönetim kurulu üyelerinin ve bunlara yakın akrabalığı bulunan ortakların oylarıyla yönetim kurulu ve denetçinin ibralarının sağlandığını, yönetim kurulu üyelerine aylık 3.000 TL huzur hakkı verilmesi kabul edilerek bu ortaklara örtülü kazanç sağlama amaçlandığını, öte yandan temettü dağıtımı zorunlu iken kar dağıtılmamasını öngören bilanço ve raporların kabul edildiğini, alınan kararların ana sözleşmeye, iyiniyet kurallarına ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 01.03.2007 tarihli olağan genel kurulunda alınan 2,3,4,5 ve 6. sayılı kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının taleplerinin afaki ve hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibraları ile ilgili oylamaya katılamayacakları, bunların oyları çıktığında oylamaya katılan 290 hissenin ibranın reddi, 10 hissenin ise ibranın kabulü yönünde oy kullandığı, bu durumda yönetim kurulunun ibra edilmediği, şirket ortağı olmayan denetçi ibrasının ise geçerli olduğu, bilanço ve hesapların kabulünde oylama bakımından bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte bu hususlarla ilgili yeterli açıklama ve denetleme yapılmadığından bilanço ve hesapların onaylanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, önceki sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının yok hükmünde olduğuna karar verilmiş ise de, bu durumda iptali istenen sermaye artırımının 100.000 TL’den 1.500.000 TL’ye artırılması şeklinde değerlendirilmesi gerektiği, bu açıdan yapılan artırımda bir usulsüzlük olmadığı, ancak bu halde ana sözleşme değişikliğinde sermayenin 500.000 TL'den 1.500.000 TL çıkartıldığı belirtileceğinden bunun gerçek durumu yansıtmayacağı, öte yandan kısa bir süre önce yapılan sermaye değişikliği yargıya taşınmışken bundan kısa bir süre sonra sermaye artırımına gidilmesini gerektirecek koşulların davalı tarafça ortaya konulmadığı gibi iyiniyet kuralları ile de bağdaşmadığı, buna karşılık yönetim kurulu üyeleri ve denetçi seçiminde ve yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesinde usulsüzlük ve iyiniyet kurallarına aykırı bir yön tespit olunamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 01.03.2007 tarihli olağan genel kurulunda alınan 2 sayılı kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kısmı ile bilanço ve hesapların onaylanmasına dair 3 ve sermaye artırımına ilişkin 5 sayılı kararların tamamen iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 30.05.2012 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.