Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, vekil edeninin müşterek maliki olduğu 1318 ada 9 parsel sayılı kagir dükkan vasıflı taşımaz ile 2245 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1 nolu bağımsız bölümün tamamının davalının kullanımında olduğunu, ... 1. Noterliği kanalı ile tecavüzün sonlandırılması hususu 28.05.2014 tarihinde davalıya ihtar edilmesine karşın durumun değişmediğini, davalının tutumu nedeniyle vekil edeninin maliki olduğu taşınmazlardan faydalanamadığını açıklayarak, 05.06.2014 tarihi ile dava tarihi arası dönem için şimdilik 10.000 TL ecrimisilin ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, davalı davaya süresinde cevap vermemiş ancak katıldığı oturumlarda davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazlarda tarafların müşterek malik olduğu sabittir. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir.
Somut olaya gelince, davalının dava konusu taşınmazların paylı maliki olduğu, dava konusu dükkanı bizzat işlettiği, bağımsız bölümde ise ikamet ettiği anlaşıldığına göre, davalı aleyhine ecrimisile hükmedilebilmesi için öncelikle intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerekir. Davacı vekili, ... 1. Noterliğince düzenlenen 28.05.2015 tebliğ tarihli ihtarneme ile davalıyı intifadan men ederek taşınmazın 1 hafta içinde boşaltılmasını talep etmiş ise de eldeki dava kısa bir süre sonra 05.06.2014 tarihinde açılmıştır. Buna göre, ihtarnamenin tebliği tarihi öncesi dönem için davalının intifadan men edilip edilmediği araştırılmadan ve buna yönelik davacı tanıkları dinlenmeden eksik araştırma ile davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.