Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; davacının Akçakoca ilçesi ... Köyü ... Mevki tapunun 16.12.1961 tarih cilt no: 42 sayfa no: 96 sıra no: 20'de kayıtlı doğusu, batısı, kuzeyi ve güneyi yol ile çevrili önce kestanelik bahçesi, şimdi kestanelik ve tarla vasfında bulunan taşınmazın uzun yıllardan beri malik ve hissedarı olduğunu, dava konusu taşınmazın davacıya babasından kaldığını, kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazın 161 ada 2 parsel olarak tespit dışı bırakıldığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde yapılan orman tahdit çalışmalarında orman tahdit sınırları içinde bırakıldığını, davacının babası tarafından Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile dava konusu taşınmazın 225,90 m2 miktarındaki kestanelik bahçesinin 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (4785 sayılı Kanun) 2 inci maddesinin (B) bendine istinaden orman tahdit krokisi dışarısında bırakılmasına, tahdit mazbata ve buna ait krokisinin düzeltilmesine karar verildiğini, yine davacının babası tarafından açılan 16.05.1945 tarihli dava ile Orman İdaresinin bu taşınmaza yaptığı müdahalenin menine karar verilerek kararın Yargıtay tarafından onandığını beyanla, kadastro tespiti sırasında 161 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş; 13.09.2012 tarihinde yapılan keşifte dava konusu alanın 165 ada 2 parsel ve 165 ada 13 parselin bir kısmı olduğunu beyan etmiştir.

Davalı ... temsilcisi; dava konusu yapılan yaklaşık 25.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın tamamının 1975 yılında 10 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3116 sayılı Orman Kanununa (3116 sayılı Kanun) göre yapılan tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı Kanunla değişik 2 inci maddesinin uygulanması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak tapunun 10.08.1984 tarih 65 cilt 98 sayfa ve 7 sıra numarasına tescili yapılan 145.000 m2 taşınmaz içinde kaldığını, 2006 yılında yapılan tapu kadastro çalışmaları neticesinde ise yine Hazineye ait söz konusu taşınmazın 165 ada 2 parsel numarası altında 171.822,80 m2 yüzölçümlü olarak Hazine adına tespitinin yapıldığını, yine davacı tarafından kendi tapu kaydı içinde kaldığı ve koruması altında olduğu ileri sürülen ormanlık alanın ise 1975 yılında 10 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanunla (1744 sayılı Kanun)
değişik 2 inci maddesinin uygulanması sonucu Devlet Ormanı olarak sınırlandırılarak tapunun 10.08.1984 tarihli ve cilt no 65, sayfa 97 ve sıra 3 numarasında Hazine adına tescili yapılan ve Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen ve 2006 yılında yapılan tapu kadastro çalışmaları neticesinde ise yine Hazine'ye ait söz konusu taşınmazın 165 ada 13 parsel numarası altında 3.586.118,60 m2 yüzölçümlü olarak Hazine adına tespitinin yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 05.02.2014 tarihli ve 2007/126 E., 2014/35 K. sayılı kararla; dava konusu taşınmazın, uzman orman bilirkişisi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, 1947 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman sınırları içerisindeyken orman tahditi yapılıp bu hususun ilan edilerek kesinleştiği, 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 inci madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı, bu tür yerlerin Anayasa'nın 170 inci maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 sayılı Kanun gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17 inci maddesi ve yine kanunlar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı Kanun'un 18 nci maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı Kanunlar ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı, 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5831 sayılı Kanun) 5 inci maddesi ile 6831 sayılı Kanuna eklenen ek madde 10 gereğince de “Bu Kanunun; 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 inci maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı Kanun ve 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez.” hükmü getirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.09.2018 tarihli ve 2017/5132 Esas, 2018/5885 Karar sayılı kararıyla; ".... çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman kadastrosu, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma işlemlerine ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma, sonuçları ilân tutanakları, dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir orman tahdit haritası ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örnekleri eksiksiz olarak dosya içerisine alındıktan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası, dayanak tapu ve Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/237-1950/78 sayılı dava dosyası zemine uygulanmalı, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 6 ya da 7 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde dava konusu taşınmazın tahdit hattına ve bahsi geçen dosyada dava konusu edilen taşınmazlara göre konumları belirlenmeli, dayanak tapunun kapsamı belirlenmeli, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, .... yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, dava konusu taşınmazın bahsi geçen dosyada dava konusu edilen taşınmazlar kapsamında kaldığının tespiti halinde sözü edilen dava dosyanın taraflar arasında kesin hüküm teşkil edeceği gözönünde bulundurulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişilerin birbirleriyle çelişen yetersiz raporlarına dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının dayanak tapu ve Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/237-1950/78 sayılı dava dosyasının zemine uygulandığı, dava konusu alanın 03.03.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda Şekil-2'de (B) harfi ile gösterilen 24.402,88 m²lik kısım olduğu, tapulu alanla ilgili olarak 1974 yılı 1744 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışmasında 2016 OS noktasından 2017 OS noktasına kadar olan hattın oluşturduğu yerin tutanaklarla belirtildiği, 1982 yılında komisyon tarafından iptal edildiği, ancak dava konusu taşınmazı da içine alan diğer tapu kapsamındaki alanların iptalinin yapılmadığı, davalı taşınmazın Dombaycıdağı Devlet Ormanı içerisinde kaldığı, ayrıca kesinleşmiş mahkeme kararlarından orman kadastro komisyon tutanaklarında da bahsedilmesine rağmen komisyonca orman kadastro haritasında dava konusu taşınmazın sarı (ziraat) alan olarak çevrilmediği, yeşil (Devlet Ormanı) alan şeklinde tespitinin yapılarak hatalı bir uygulamanın olduğu, taşınmazı kapsayan kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden bu yerin, orman sayılmayan yer vasfı ile ziraat alanı sayılan yerlerden şeklinde tutanak tariflerinde yer alması gerekirken kesinleşmiş mahkeme kararının göz ardı edildiği, 1949/237 Esas, 1950/78 Karar sayılı ilama ilişkin dosyanın zemine uygulandığı tapu alanının dava konusu taşınmazı kapsadığı, dava konusu alanın fiili olarak kapama fındıklık şeklinde olduğu, davaya konu yerin, evvelinden beri şahıs adına tapulu olduğu, saf kestanelik olması sebebiyle 1945 tarih ve 4785 sayılı Kanunla devletleştirilmiş yerlerden olmadığı, öncesinde aşısız saf kestanelik olmakla birlikte sonraki yıllarda tamamının tarım alanına dönüştürüldüğü, arazinin orman olmadığına ilişkin, orman idaresinin de taraf olduğu kesinleşmiş mahkeme kararlarının bulunduğu sebepleriyle dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Düzce ili Akçakoca ilçesi Dadalı Köyü 165 ada 13 parsel sayılı taşınmazın Orman Yüksek Mühendisi ... Türk ile Harita Mühendisi Veysi Hançer Ünnü'nün 03.03.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda Şekil-2'de (B) harfi ile gösterilen 24.402,88 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile dava konusu ... Köyü 165 ada 13 parsel sayılı parselden ayrılmasına, ayrılan 24.402,88 m² lik kısma aynı adanın takip eden en son parsel numarası verilerek fındık bahçesi vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi