Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Sabah Gazetesi bünyesinde gazeteci olarak çalışmakta iken iş akdinin performans değerlendirmesi nedeniyle feshedildiğini, davalının işten çıkarılmasının akabinde "nur.batur@sabah.com.tr" isimli adresten müvekkili şirket çalışanlarına ve diğer medya organlarında çalışan birtakım gazeteci, yazar ve akademisyenlere 08.01.2014 tarihinde "...Bu kez üzüntüm Türk Medyası ve Sabah Gazetesi için. Ne yazık ki Sabah, son dönemde gazetecilik anlayışıyla birlikte saygınlığını ve etkisini kaybetti. Özellikle son bir yılda propaganda aracına dönüşüp çıkmaz sokağa girdi. Farklı görüşlerin sesi kesildikçe de marka değeri yok oldu. Artık Sabah Gazetesinin uluslararası saygınlığı ve etkisi de kalmadı. Sabah' a veda ederken "Yazık oldu Türk basınına. Yazık oldu Sabah'a diyorum." Medya dünyamızın üstüne öyle karabutlar çöktü ki saygın gazetecilik bayrağını ayakta tutmaya çalışan bir çok gazeteci adeta kurşuna dizildi. Ben de Türkiye' nin sürüklendiği karanlık yoldan mutlaka çıkacağına ve Türk medyası için de güneşin doğacağına yürekten inanıyorum." şeklinde mail gönderdiğini, aynı zamanda bu yazıyı "facebook" hesabından da paylaştığını, paylaşılan bu yazıda kullanılan söz ve ifadeler ile müvekkilinin kamuoyu nezdinde itibarının sarsıldığını, davalının haklı nedenle iş akdi feshedilmesine ve görev yaptığı 7 yıl boyunca hiçbir şikayette bulunmamasına rağmen işten ayrıldığı için müvekkilini toplum nezdinde karalamaya çalıştığını, hiçbir somut veriye dayanmayan bu yazı esas alınarak birçok gazete tarafından bu konuda haksız haberler yapıldığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, söz ve ifadelerin düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın 08.01.2014 tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın tirajı en yüksek iki gazetede yayınlanması talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin birçok önemli habere imza atmış saygın bir gazeteci olduğunu, dava konusu veda yazısının müvekkilinin davacı gazeteden ayrılmasının duyurulmasına ilişkin olduğunu, Türk Medyasının geldiği noktaya ilişkin yapmış olduğu eleştirinin gazeteci olarak görev ve sorumluluğu olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yazıda kullanılan söz ve ifadelerin düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında bulunduğunu, kişilik haklarına saldırı olmadığını, kamu yararı bulunduğunu, ayrıca talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yazıda, davacı Sabah Gazetesi'nin gazetecilik anlayışında saygınlığını ve itibarını yitirmesine neden olacak şekilde değişiklikler olduğu, gazetede farklı görüşlere yer verilmediği ifadelerine yer verilerek, eleştiri amacı ile birtakım söz ve ifadeler kullanıldığı; dava konusu mailler ve facebookta yayınlanan yazıda davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek söz ve ifadelere yer verilmediği; yazının güncel olduğu, kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının Sabah Gazetesi bünyesinde gazeteci olarak çalışmakta iken iş akdinin performans değerlendirmesi nedeniyle feshedildiğini, davalının işten çıkarılmasının akabinde "nur.batur@sabah.com.tr" isimli adresten müvekkili şirket çalışanlarına ve diğer medya organlarında çalışan birtakım gazeteci, yazar ve akademisyenlere gönderdiği, aynı zamanda facebookta yayınladığı yazıda kullandığı söz ve ifadelerle müvekkilinin haksız şekilde suçlandığını, 7 yıllık çalışma hayatı boyunca hiçbir rahatsızlığını yönetim ile paylaşmamasına rağmen ilişiğinin kesilmesinin ardından müvekkili hakkında gerçek dışı isnatlarda bulunmasının iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kamuoyu nezdinde müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
davacı şirketin bünyesinde çalışmakta iken iş akdi feshedilen davalı gazeteci tarafından "nur.batur@sabah.com.tr" isimli mail adresinden şirket çalışanları ve diğer medya organlarında çalışan birtakım gazeteci, yazar ve akademisyenlere gönderilen mail ve "facebook" paylaşımında kullandığı söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın tirajı yüksek iki gazetede yayınlanması istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 25 ve 26 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalının, davacı Sabah Gazetesinde gazeteci olarak çalışmakta iken iş akdinin feshedildiği, işten çıkarılmasının akabinde 08.01.2014 tarihinde "nur.batur@sabah.com.tr" isimli adresten şirket çalışanlarına ve diğer medya organlarında çalışan birtakım gazeteci, yazar ve akademisyenlere göndermiş olduğu "...Bu kez üzüntüm Türk Medyası ve Sabah Gazetesi için. Ne yazık ki Sabah, son dönemde gazetecilik anlayışıyla birlikte saygınlığını ve etkisini kaybetti. Özellikle son bir yılda propaganda aracına dönüşüp çıkmaz sokağa girdi. Farklı görüşlerin sesi kesildikçe de marka değeri yok oldu. Artık Sabah Gazetesinin uluslararası saygınlığı ve etkisi de kalmadı. Sabah'a veda ederken "Yazık oldu Türk basınına. Yazık oldu Sabah'a diyorum." Medya dünyamızın üstüne öyle karabutlar çöktü ki saygın gazetecilik bayrağını ayakta tutmaya çalışan bir çok gazeteci adeta kurşuna dizildi. Ben de Türkiye' nin sürüklendiği karanlık yoldan mutlaka çıkacağına ve Türk medyası için de güneşin doğacağına yürekten inanıyorum." şeklindeki mail ve aynı içerikli facebook paylaşımının davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile eldeki dava açılmış ise de söz konusu yazıda kullanılan söz ve ifadeler ile davalının, eleştiri hakkını kullandığı, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiği, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.