HÜKÜMLER: 1)- 18.08.2015 tarihli eylem yönünden; beraat
2)- 05.08.2015 tarihli eylem yönünden; mahkûmiyet, kaçak eşyasının
müsaderesi,

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1. Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemi, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi yerine beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan, cezasında takdiri indirim yapılmaması gerektiğine, yakalanan eşyanın fahiş değerde olduğuna ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

A. Sanık Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden
18.08.2015 tarihinde kolluk görevlilerinin devriye görevi sırasında, hakkında daha önce işlem yapılması nedeniyle durumundan şüphelenilen ve sanığın kullandığı ...... plaka sayılı araç durdurulmuş, sanıktan aracın bagajını açması istenmiş ve suça konu 60 karton kaçak sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında kaçak sigara satışı yapmadığını beyan etmiştir.

Tüm dosya kapsamının incelenmesinde; sanığın aşamalardaki savunmaları ve olay tutanağına göre, sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama kararının da bulunmadığı, buna göre yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğu, ele geçen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.” hükmü ve yine 5271 sayılı Kanun’un 206 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasında da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceği Kanun'a aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri karşısında, hiç bir aşamada suçlamayı kabullenmemiş olan sanık hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek beraat kararı verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Gümrük İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Kararı Yönünden
05.08.2015 tarihinde haber merkezinden ......plaka sayılı araçta kaçak sigara olduğu bilgisi üzerine kolluk güçlerince park halinde görülen araç bir süre takip edilmiş, sanığın aracın 20 metre kadar ilerisinde sigara tezgahı başında görülmesi üzerine önleme araması kararına istinaden araçta yapılan aramada 95 karton, tezgahta ise 36 paket olmak üzere toplam 986 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci ve onuncu fıkraları uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında, araçtan kapalı koli içerisinde eşya aldığını, içerisinde ne olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

Olay tutanağı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında, bir hukuka aykırılık
görülmemiştir.

Ancak;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada; soruşturma aşamasında ihtarat yapılmamış ise 1/2, ihtarat yapılmış ise 1/3 oranında indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi yollamasıyla anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Sanık Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.04.2024 tarihinde karar verildi.