Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Çekişmeli, Samsun ili, Bafra ilçesi ... köyü 596 parsel sayılı 6.000,00 metrekare taşınmaz, Şubat 1326 tarih ve 127 sıra no, 35 cilt no, 102 sayfa nolu tapu kaydına istinaden, tarla vasfıyla ... ... adına tespit edilmiş, kadastro tespiti 02.04.1971 tarihi itibariyle kesinleşmiş, 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi uyarınca yenilemenin tescili ile, 106 ada 8 parsel olarak 13.03.2018 tarihinde tescil edilmiş olup, ... köyünde orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanununun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uygulaması yapılmış olup, 26.04.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, Samsun ili, Bafra ilçesi ... köyünde orman kadastrosu ve 2/B maddesi uygulaması çalışması yapıldığını, yapılan çalışmaların 26.10.2007 tarihinde askıya çıkarıldığını ve 6831 sayılı Kanuna göre 6 ay askıda kaldıktan sonra itiraz olmaksızın kesinleştiğini, kesinleşen orman kadastrosu haritasına göre, davalı 596 parselin bir kısmının orman sınırları içinde kaldığını, Devlet Ormanlarının hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı, satılamayacağı, devredilemeyeceği, zilyetlikle dahi kazanılamayacağından dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiş, davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
Dava, taşınmazın kesinleşen orman sınırı içerisinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dava konusu parselde orman kadastrosu çalışmaları yapılarak askıya çıkarıldığı ve 26.04.2008 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince dava konusu yerde uzman bilirkişiler eşliğinde icra edilen keşif ve keşifte hazır bulunan fen bilirkişisinden alınan raporda, (A) ile işaretli kısmının OS-127, OS-128, OS-129, OS-130, OS-2007 nolu orman tahdit noktalarını birleştirilen tahdit hattının gidiş yönüne göre sağında, yeşil renk ile boyalı alanda ve orman tahdit sınırları içinde, (B) ile işaretli kısmının OS-127, OS-128, OS-129, OS-130 OS-2007 nolu orman tahdit noktalarını birleştiren tahdit hattının gidiş yönüne göre solunda sarı renk ile boyalı alanda ve orman tahdit sınırları dışında bırakıldığının tespit edildiği, orman yüksek mühendisi bilirkişinin raporunda, dava konusu taşınmazı içerisine alan 1/5000 ölçekli orman kadastro haritası, 1/1000 ölçekli tapu kadastro haritası, 1/1000 ölçekli orman kadastro haritası ve 1/1000 ölçekli tapu kadastro haritasının sınırlarının birbirlerine çalıştırılarak tüm ölçeklerin 1/5000'e dönüştürüldüğünün bildirildiğinin anlaşılmasına göre, ... Köyü 596 parselin (A) ile işaretli 2649,51 metrekarelik kısmının orman sayılan yerlerden olduğu, (B) ile işaretli 3350,49 metrekarelik kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu, ormanların özel mülke konu olamayacağı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı ... İdaresi tarafından, ... Mahallesinde 3402 sayılı Kanununun 22/a uygulama çalışmaları yapılarak 26.12.2017 tarihinde kesinleştiği, dava konusu parselin bu çalışmalar sonucunda yeni ada parsel numarası alıp, alanının da değiştiği, bu haliyle İlk Derece Mahkemesi kararının tapuda infazı imkanı kalmadığından ve 7133 sayılı Kanun gereğince Orman İdaresi harçtan muaf olduğu gibi, 3402 sayılı Kanuna 6099 sayılı Kanun ile eklenen 36/A ve geçici 11. maddelerine göre İdareden harç alınmasına yer olmadığına ve başlangıçta ödenen harcın iadesine karar verilmesi gerekirken, dosya içerisinde ödenen peşin harcın iadesine karar verilmediği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.