Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2016/137 Esas, 2016/321 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suç işleme kastının olmadığına, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine ilişkindir.

1.Sanığın kendisine ait olan kamyonunun muayenesini yaptırmak için Sultanbeyli TÜVTÜRK Muayene istasyonuna gittiği, sanığın ismini bilmediği meçhul bir kişiye 50,00 TL bedel karşılığında sahte muayene yaptırdığı, sanığın Pendik/Güllübağlar araç muayene istasyonuna gidip aracını muayene ettirmek istediğinde, önceden yaptırmış olduğu sahte muayenenin açığa çıktığı ve ilgililerin emniyet güçlerine haber vermesi üzerine yakalandığı, bu şekilde gerçekleşen eylemde sanığın atılı suçu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmıştır.

2. Sanık, atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

3. Emniyet Genel Müdürlüğü İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 31.10.2010 tarihli; "...inceleme konusu trafik belgesinin arka yüzü "aracın muayenesi" haneleri birinci sırasındaki 20.03.2010 tarihli muayene işleminde yapışık bulunan "Tüv Türk ABF1GBJ6CD" ibareli muayene hologramının, arşivde mevcut hakiki örneklerine kıyasla sahte olduğu, yapılan sahtecilik ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle, tetkike konu trafık belgesinin aldatma kabiliyetinin haiz olduğu" görüşünü içerir Ekspertiz Raporu dava dosyasında mevcuttur.

4.Söz konusu araca ait TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları genelinde herhangi bir muayene kaydının tespit edilmediği belirtilmiştir.

5. Sanığın, hakkında verilen ve beş yıl süreyle denetime tabi tutulduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleştikten sonra, denetim süresi içinde, yeniden kasıtlı bir suç işlediği anlaşılmıştır.

6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 27.05.2011 tarihinden denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 02.08.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1.Hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi sebebiyle yapılan ihbar üzerine duruşma açılarak sanık savunmasının tespiti için sanığa çıkarılan tebligatın meşruhatsız ve bila tebliğ iade edilmesi karşısında, sanığın MERNİS adresine tebligat çıkarılarak duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde buna riayet edilmeksizin savunma hakkı kısıtlanarak hükmün açıklanması,

2. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 2011/8-335 Esas, 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hâkime ait olup yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerektiği, suça konu belge aslının getirtilerek özelliğinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,

3. Kabule göre de;
a) Suça konu belgenin akıbeti hakkında karar verilmemesi,
b) Kazanılmış hakka konu olmayan ve kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2016/137 Esas, 2016/321 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2024 tarihinde karar verildi.