Mahkûmiyet
Bozma üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi'nin 15.06.2020 tarihli ve 2020/1718 Esas, 2020/5668 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, kuyumcu olan sanığın, kendisinin parası verilerek satın alınan ve emaneten muhafaza etmesi için müşterisi olan katılan tarafından teslim edilen altınları mal edindiği iddia olunan olayda, taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığından, eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155/1. maddesinde düzenlenen, şikayete ve basit yargılama usulüne tabi olan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, şikayetçinin de bozma öncesi 27.03.2015 tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği ve sanığın da şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği cihetle, sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyet hükmü tesis edilmesi,
2.Kabule göre de;
a.Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca, uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaşma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligat yapılamadan iade edilmesi durumunda muhatabın MERNİS adresinin tespit edilerek MERNİS şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre tebliğ edilmesi, MERNİS adresinin bulunmaması hâlinde ise kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese aynı Kanun'un 35. maddesine göre tebliği gerektiği nazara alındığında; dosyadaki uzlaştırma raporu ve eklerinin incelenmesinde, katılanın sanık ile edimli olarak uzlaşmayı kabul ettiği halde, uzlaştırmacı tarafından uzlaştırma bürosu aracılığı ile sanığa yapılan tebligatın adresin yanlış olması sebebiyle bila tebliğ döndüğü, sanığın kayıtlı MERNİS adresinin olmaması ve aramadan da sonuç alınamaması üzerine mahkemece tarafların uzlaşamadığı şeklinde usulsüz uzlaştırma raporuna istinaden karar verildiğinin anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde, sanığa, ulaşılamaması halinde vekaletnamesinde dosya içerisinde bulunan vekaletname içeriğine göre uzlaşmayı kabul ya redde yetkili olan sanık müdafiine usulüne uygun uzlaşma teklifi yapılmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, uzlaşmanın sağlanamadığına dair usulsüz uzlaştırma raporu esas alınarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
b.Bozma öncesi verilen ve yalnızca sanık tarafından temyiz edilen 05.02.2016 tarihli ilk hükümde, sonuç cezanın 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası tayin edildiği gözetilmeden, bozma kararından sonra 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesine aykırı olarak 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezasına hükmolunarak, kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi,
c. 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38. maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 05.02.2016 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye değişik gerekçe ile kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2024 tarihinde karar verildi.