Mahkumiyet

Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Kelkit Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarih, 2014/92 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan,2863 sayılı Kanun'un 65/1,5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2,51. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

2. Dairemizin 21.10.2021 tarih, 2017/6619 Esas, 2021/7183 Karar sayılı bozma ilamında; "Sanığın, Gümüşhane ili, Kelkit ilçesi, ... köyü 28 pafta 2302 parselde bulunan, Mülga Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 05.04.1988 tarih 8 nolu kararı ile III. Derece arkeolojik sit alanı olarak ilan edilen parselde, izinsiz olarak Z+1 katlı karkas betonarme bina inşa etmek suretiyle 2863 sayılı Kanun'un 65/1. maddesinde düzenlenen suçu işlediği, her ne kadar sit kararın mahallinde ilan edilip edilmediği mahkemece araştırılmamış ise de, sanığın savcılıkta alınan beyanında sit alanı olduğunu bildiğini kabul etmesi, mahkemedeki savunmasında binayı yapmak için gerekli yerlere müracaat ettiğini ancak izin çıkmadığını, buna rağmen ev yaptığını belirtmesi karşısında eylemin hukuka aykırı bir zeminde gerçekleştiği dikkate alınarak sanığın inşai faaliyette bulunduğu yerin sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, dosya kapsamında bulunan mevcut bilirkişi raporları ile sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın beraate karar verilmesi gerektiğine, katılan vekilinin erteleme hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna dair sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

15.11.2013 tarihli tutanak ile ...’e ait 8 patfa 2302 parselde iki katlı inşaat yapıldığı, betonun dökülerek üst katında kalıp çakımı yapıldığının tespit edilmesi sonrasında kamu davası açılmadan önce inşai ve fiziki müdahalelere devam edildiği, soruşturma aşamasında düzenlenen 20.03.2014 tarihli uzman raporunda; Z+l katlı karkas durumda olan bir binanın yapılmakta oldugu, halen çalışmaların devam ettiği ve beton kirişler dışında duvarlarının yapılmadıgının belirtildiği, 16.04.2014 tarihli yapı tatil zaptında ise binanın duvarlarının tuğla ile örülü çatısı kiremitle kapatılmış, kaba işçiliği bitmiş şekilde olduğunun tespit edilmesi karşısında; eylemlerin zincirleme olarak devam ettiği dikkate alınarak TCK'nın 43/1. maddesi ile ceza artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

1-Ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 52/4. maddesinin belirtilmemesi,

2-Hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi belirlenirken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 51/3. maddesinin belirtilmemesi,

3-Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK'nın 51/7. maddesinin belirtilmemesi,

4-Hakkında tayin edilen hapis cezası ertelenen sanığın, denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağı ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK'nın 51/8. maddesinin belirtilmemesi,

5-T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi,

6- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 01/01/2013 olarak belirtilmesi, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. Kelkit Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2022 tarih, 2022/70 Esas, 2022/211 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1,5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1,52/2,53. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 02.11.2022 tarih, 2022/133306 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğine, yapı kayıt belgesi aldığına, suç kastı olmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Mahkemece,...'nün 22/04/2014 tarih ve 985 sayılı ihbar evrakı ile Gümüşhane İli Kelkit İlçesi, ... Köyü 28 pafta 2302 parselde sanık ... tarafından izinsiz konut yapıldığının belirlenmesine istinaden Kelkit İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince düzenlenen 15/11/2013 tarihli tutanakta ve ...'nün 20/03/2014 tarih ve 236 sayılı raporunda, Kelkit İlçesi ... Köyü 28 pafta 2302 parselde yeni bir binanın yapıldığı, belirtilen sahalarda yapılan incelemede, Z+1 katlı karkas durumda olan bir biranın yapılmakta olduğunun görüldüğü, dıştan, yaklaşık 15x15 m ölçülerinde olan karkas durumdaki betonarme yapının kuzeyinde boş alan ve devamında B+Z katlı yapı yer aldığı, yeni yapılan karkas binada halen çalışmaların devam ettiği, beton kirişler dışında duvarların yapılmadığının görüldüğünün belirlendiği, yargılama aşamasında yapılan keşifte ise binanın tamamlandığı ve 3. Derece sit alanı içinde kaldığının tespit edildiği, sanığın beyanında, binayı kendisinin yaptığını, alanın sit alanı ilan edildiğini bildiğini, ancak suç işleme kastı olmadığını, bina yapmak için ilgili kurumlara müracaat ettiğini ancak olumlu yanıt alamadığını, bu nedenle binayı inşa ettiğini, üzerine atılı bulunan suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, her ne kadar sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de, beyanında bina inşa ettiği yerin sit alanı olduğunu bildiğini de beyan ederek eylemini ikrar ettiği, bu şekilde sanığın sit alanı olarak kabul edilen alana koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî müdahalede bulunmak suretiyle üzerine atılı bulunan 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

2863 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanun'un 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanunu'na 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanun'a tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanun'un 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2024 tarihinde karar verildi.