Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili tarafından temyiz delmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili Alaçam ilçesi ... (...) köyünde arazi kadastro çalışmaları 1972 yılında yapılmış, çekişmeli yer tescil harici bırakılmıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırları bildirilen 25.000 metrekare yüzölçümlü tapusuz taşınmazı, müvekkilinin yaklaşık 60 yıldır babası ile beraber, babası öldükten sonra da tek başına nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla elinde bulundurduğunu, imar ve ihyada bulunduğunu, lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle verilen davanın reddine dair önceki karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2018/2632-6629 Esas-Karar sayılı ilamıyla; "öncelikle hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun uyarınca, Büyükşehir belediyesi kurulan yerlerde ve büyükşehir belediyesi sınırları içinde bulunan yerlerde köy tüzel kişilikleri kaldırıldığından yasal zorunluluk nedeniyle dava konusu taşınmazın bulunduğu köyün bağlı olduğu (Alaçam) İlçe Belediyesi ile ... Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilip husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkilinin sağlanması, daha sonra dava konusu taşınmazların çevresini gösterir kadastro pafta örneği ile komşu parsel tutanak ve dayanakları, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları ile varsa amenajman planı bulunduğu yerlerden istenerek, yöntemince orman araştırmasının yapılması, yapılacak araştırma sonucu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde; aynı keşifte tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, usulüne uygun zilyetlik araştırması yapıldıktan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "alınan uzman bilirkişi raporları uyarınca, krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımların 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğundan orman sayılmayan yerlerde olduğu, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle, 16.12.2020 tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 24.257,89 metrekarelik ve (B) harfi ile gösterilen 79,26 metrekarelik taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri ve dahili davalılar ... ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi gereğince tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından, dava konusu taşınmazın davacı / murisleri tarafından imar ihya edildiği ve uzun süredir zilyet ve tasarrufunda bulunduğu iddiası ile taşınmazın davacı adına tescili istemi ile dava açılmış, İlk Derece Mahkemesi tarafından da taşınmazın temyize konu (A) ve (B) harfleri ile gösterilen gösterilen bölümüne ilişkin olarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki, dosya kapsamındaki belgelerden yargılama sırasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde 66 no'lu Orman Kadastro Başmühendisliğince, 2016 yılınca 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman kadastrosu ve 2/B uygulaması yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava aynı zamanda orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına itiraza dönüşmüştür. 6831 sayılı Kanun'un 11/1 inci maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre, orman kadastrosuna itiraz davasına bakma görevi kadastro mahkemesine aittir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; tescil davası elde tutulup, orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına itiraz yönünden kadastro mahkemesi görevli olduğundan dava tefrik edilerek görevsizlik kararı verilip, orman kadastrosuna ve 2/B işlemine itiraz davası 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesi uyarınca bekletici mesele yapılıp kesinleşmesinden sonra sonucuna göre tescil istemi yönünden koşulların oluşup oluşmadığı da ayrıca değerlendirilmek suretiyle esas hakkında karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Açıklanan sebeplerle;
Tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.