ASLİ MÜDAHİL: Orman İdaresi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, Mardin ili Ömerli ilçesi ... Köyünde bulunana 110 ada 9 numaralı parselin kadastro tespitinin tespit gibi tesciline, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Kadastro sırasında Mardin ili Ömerli ilçesi ... Köyü, 110 ada 9 parsel sayılı ve 16447,91 m2 yüzölçümlü taşınmaz, fundalık niteliğiyle senetsizden davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı dava dilekçesinde; Mardin ili Ömerli ilçesi ... Mahallesinde kain 110 ada 9 nolu parsel sayılı taşınmazın atalarından ırsen intikalen 30 yılı aşkın bir süredir nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu, orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına yapılan tespitin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin 24.07.2014 tarihli ve 2013/46 Esas, 2014/164 Karar sayılı kararı ile; dava konusu Mardin ili Ömerli ilçesi ... Köyünde kain dava konusu parselin memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planına göre orman alanı olarak gözüktüğü, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun sabit olduğu, üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi öncesi orman olan bir yerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlik koşulları ile iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle, Orman idaresi yararına davanın kabulüne ve Mardin ili Ömerli ilçesi ... Köyünde kain 110 ada 9 parsel nolu, Hazine adına fundalık vasfı ile tespiti yapılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, orman vasfı ile aynı ada ve parsel numarası ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.11.2015 tarihli ve 2015/13151 Esas, 2015/11751 Karar sayılı kararıyla; geri çevirme kararı sonrasında alınan ek rapor da taşınmazın eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirleme noktasında yeterli olmadığı, taşınmaz içeresinde 40-50 yaşlarını bulan bağ omçalarının bulunduğu ve komşu bağ ve tarla niteliğinde taşınmazlar bulunduğu anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmazın eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunun kesin ve net olarak saptanması gerektiği, yeniden keşif yapılması gerektiği, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerektiği, Orman İdaresinin 3402 sayılı Kanun'un 26/D maddesi gereğince davaya usulünce harçlı katılımının bulunmadığı, dairenin geri çevirme kararı sonrasında müdahale harcını yatırdığı, davalı Hazinenin de taşınmazın niteliğinin değiştirilmesi yönünde bir talebi bulunmadığına göre taşınmazın niteliğinin orman olarak değiştirilmesinin doğru olmadığı, gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 16.08.2016 tarihli ve 2016/11 Esas, 2016/11 Karar sayısı belirtilen kararı ile; Mardin ili Ömerli ilçesi ... Köyünde kain dava konusu parselin memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planına göre orman alanı olarak gözüktüğü, tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafının mevcut olmadığı, en yakın 1984 yılı uçuşlu hava fotoğrafının mevcut olduğu, bilirkişinin mevcut hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yapıldığı ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığının sabit olduğu, tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 1987/31 Esas, 1988/13 Karar sayılı kararıyla kalan fıkraları da 22.02.2005 tarihli 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi öncesi orman olan bir yerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlik koşulları ile taşınmaz iktisap edilemeyeceğinden müdahil Orman İdaresi yararına davanın kabulüne ve Mardin ili Ömerli ilçesi ... Köyünde kain 110 ada 9 parsel nolu, Hazine adına fundalık vasfı ile tespiti yapılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, orman vasfı ile aynı ada ve parsel numarası ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2016/13719 Esas ve 2019/3468 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece 31.05.2016 tarihli duruşmada bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, bozma öncesi görev alan bilirkişiler dışında yeni bilirkişi heyeti oluşturularak taşınmazın öncesi itibarıyla usulüne uygun orman araştırması yapılmadığı, taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman olmaması halinde zilyetlikle edinme ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde öngörülen şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmediği, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkilerini düzenleyen 11 inci maddesi hükmüne göre Hazine vekilinin "kadastro tespit tutanak aslında taşınmazın vasfı fundalık ise de bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazın orman olduğundan bahisle, dava konusu taşınmazın vasfının orman olarak Hazine adına tespitine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunma yetkisinin olmadığı ve bu beyanın anılan yasal düzenleme karşısında geçerli olmadığı, gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 110 ada 9 nolu parselin çok küçük bir kısmının düzlük olduğu, taşınmazın büyük kısmının eğiminin %20-25 civarında olduğu, çok eski yıllarda bağ olarak kullanıldığının gerek mahalli bilirkişiler ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarından gerekse keşif esnasında yapılan gözlemde muhtelif sayıda bulunan bağ omçalarından ve bilirkişi raporlarından anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritası ile amenajman planından orman alanı olduğu, bağ olarak kullanıldığında da orman içi açıklık niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki taşınmazın genel itibariyle orman ve orman içi açıklık niteliğinde olduğu ve ormandan toprak kazanılamayacağı kuralı gereği dava konusu taşınmazın evveliyatından beri orman toprağı olduğu gerekçesiyle davacının davasının reddi ile, Mardin ili Ömerli ilçesi ... Köyünde bulunana 110 ada 9 numaralı parselin kadastro tespitinin tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi Yargıtayın iki bozma ilamına aykırı davrandığını, jeodezi ve fotogrametri ve ziraat bilirkişilerinin raporlarının hilafına hareket ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2021 tarihinde tüm bilirkişi raporlarını taraflarına e-tebligat yoluyla tebliğ ettiğini, bilirkişi raporlarına itiraz sürelerinin 30.10.2021 tarihinde bitmesine ve bilirkişi raporuna itiraz sürelerinin dolmasına bir hafta olmasına rağmen karar verildiğini, 23.09.2021 tarihli celsede bilirkişi raporlarının elden tebliğ edildiğine ilişkin bir ibare mevcut olmadığını, orman mühendisinin hatalı ve bilimsellikten uzak raporu haricinde tüm rapor ve beyanların müvekkilinin lehine olduğunu, jeodezi ve fotogrametri bilirkişinin dava konusu parselde tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinden kullanım ve tarımsal faaliyeti olduğunun raporlandığını, ziraat bilirkişinin de davalı parsel içerisinde tarım yapıldığı ve 50 yaş üstünde üzüm omçalarının olduğunu belirttiğini, İlk Derece Mahkemesinin tüm bu raporları ve mahalli bilirkişilerin beyanlarını gözardı ederek orman bilirkişisinin hukuka aykırı ve bilimsellikten uzak tek bir raporunu hükme esas aldığını ileri sürülerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın reddine karar verilmesine karşın davacı yan lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve Kanuna aykırı olduğunu, müvekkili Hazine lehine hükmedilen vekalet ücretinin miktarı yapılan iş, sarf edilen emek ve asgari ücret tarifesi göz önüne alındığında haksız ve hukuksuz olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3402 sayılı Kadastro Kanunu. 6831 sayılı Orman Kanunu.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin tüm ve davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı yanca açılan dava yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Bu durumda dava reddedildiği halde davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiş ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bozma nedeni yapılmamış ve hükmün düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının tüm ve davalı Hazine vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının beşinci (5.) bendinin hükümden tamamen silinerek sonraki bendin buna göre teselsül ettirilmesine ve hükmün, bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.