İstinaf başvurusunun kabulüne

Taraflar arasındaki mera tespitine itiraz ile tapu iptali ve tescil ile müdahalenin meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, dava konusu taşınmaza ilişkin mera kaydının ve komisyon kararının iptaline, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahalenin menine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davacı ... Yönetimi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince, karar gerekçesinde açıklanan nedenlerle sınırlı olmak üzere ayrı ayrı Kabulüne, Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02.07.2020 Tarih 2017/438 Esas, 2020/168 Karar sayılı kararının Kaldırılmasına, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden Esas Hakkında Karar Verilmesine, bu cümleden olarak; davanın kısmen kabul, kısmen de reddine, çekişmeli Balıkesir ili, Havran ilçesi, ... Mahallesi (köyü) 160 ada 68 parsel sayılı taşınmaza yönelik Mera Komisyon kararı ile taşınmaza ait özel sicil kaydının iptaline, çekişmeli bu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına Tapuya Kayıt ve Tesciline, davacının müdahalenin önlenmesine dair isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1970 yılında yapılan orman tahdidi, 1977 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı 6831 Sayılı Kanun'un bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu Kanuna 3 Ek Madde ile bir geçici madde eklenmesine Dair Kanunun (1744 sayılı Kanun) Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) 2. madde uygulaması, 1993 tarihindeyapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmakta olup, 1995 yılında yapılan arazi kadastrosu çalışmasında dava konusu Balıkesir ili, Havran ilçesi, ... Mahallesi 160 ada 68 nolu parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfıyla senetsizden Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, 23.01.1996 tarihinde itirazsız kesinleşmiştir. ... ili Mera Komisyonu tarafından Mera Kanunu’nun 12. Maddesi gereğince 05.05.2017 tarih ve 922 Sayılı karar ile dava konusu parselin mera olarak tahsisine karar verilmiş, ilgili karar 02.06.2017 ile 03.07.2017 tarihleri arasında ilan edilmiştir.

2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Balıkesir ili, Havran ilçesi, ... Mahallesi 160 ada 68 nolu parselin Mera Teknik Ekibi tarafından mera olarak tespit edildiğini ve askı ilanına çıkarıldığını, dava konusu parselin orman sınırları dışında olsa da fiili olarak 2-3 kapalılıkta kızılçam meşe gibi orman ağaçları ile kaplı olduğunu, dava konusu taşınmazın eğimi, fiiliyatındaki durumu, üzerindeki kızılçam ağaçları ve toprak yapısı itibari ile orman muhafaza karakteri taşıdığını ve orman vasfında olduğunu, taşınmaz Orman vasfında olduğundan dava konusu taşınmaza ilişkin mera tahsis komisyonu kararının iptali ve taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerindeki müdahalenin menine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerin Hazine adına kayıtlı olduğunu, yöre halkının hayvanlarının otlakiye alanı olarak kullanıldığını, yöre ihtiyacı nedeni ile Balıkesir İl Mera Komisyonunun 08.08.2008 tarih ve 526 sayılı kararı ile mera olarak ayrıldığını, taşınmazın orman ile ilgisinin olmadığını, taşınmazın 1995 yılında Hazine adına tescil edildiğini ve Kanuni süre içinde dava açılmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı ... vekili beyan dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş kadastrosundan itibaren 10 yılı aşkın süre geçtiğinden davanın hak düşümünden reddedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığını, bu davadaki esas talebin komisyon kararının iptali olduğunu ve idari yargının alanına girdiğini, bir taşınmaz veya bir arazide çam veya meşe ağaçlarının bulunmasının o taşınmazı mutlak surette orman arazisi yapmadığını, bu taşınmazın yıllarca köy mülkiyetinde bulunmasına ve kadim mera olmasına rağmen Orman İdaresi tarafından bir başvuru veya dava konusu yapılmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın süresi içerisinde açılmadığını, bu nedenle süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, esasa ilişkin cevap hakları saklı kalmak üzere davanın husumet yönünden reddini talep ettiklerini, söz konusu taşınmazın Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı'nın 15.10.2019 tarih ve 2405 sayılı yazısında da belirtildiği üzere Belediye Başkanlığının yetki ve sorumluluk alanında bulunmadığını, söz konusu davanın İdare açısından husumet yönünden reddini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Balıkesir ili, Havran ilçesi, ... köyü 160 ada 68 parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla kamu orta malı olarak tescil edildiği, davaya konu taşınmazın orman vasfında olduğu belirtilerek davanın açıldığı, davalılar tarafından hak düşürücü sürenin geçtiği belirtilerek itirazda bulunulduğu, özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar hakkında “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, bu nedenle davalıların hak düşürücü sürenin geçtiği yönünde itirazlarının yerinde olmadığı, Balıkesir İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabı incelendiğinde yine davaya konu taşınmaz hakkında 05.05.2017 tarihli ve 922 karar sayılı kararı ile mera tahsis kararının bulunduğu, taşınmaz başında yapılan keşif neticesinde Orman Mühendisi ... ile Ziraat Mühendisi ...tarafından düzenlenen 22.02.2019 tarihli raporda davaya konu taşınmazın kapalı ağaçlık alanda kaldığının ve doğudan gelen Devlet ormanının devamı olduğunun, mera vasfı taşımadığının belirtildiği, alınan raporlar ve dosya içerisinde bulunan diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde davaya konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, dava konusu yapılan Balıkesir ili Havran ilçesi ... köyü 160 ada 68 parsel sayılı taşınmaza ilişkin mera kaydının ve komisyon kararının iptaline, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı kurumun el atmanın önlenmesi talebi yönünden ise davaya konu taşınmazın mera vasfıyla kamu orta malı olarak tescil edildiği tapu ve mera kaydı nedeniyle dava tarihine kadar haksız el atmadan bahsedilemeyeceğinden el atmanın önlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacı ... İdaresi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Devlet Ormanlarının mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu, mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkının bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğunu ancak bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, Türk Medeni Kanununun 683 üncü maddesi uyarınca haksız bir elatma varsa malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi tanındığını, davada her durumda tapu maliki Hazine olduğundan Mülkiyet hakkında bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığını, mera olarak kullanılmasının yanı sıra herhangi bir tahsis ve vasıf değişikliklerine karşı müdahalenin meni talep edilebileceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin müdahalenin men'ine ilişkin taleplerinin reddine ilişkin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın mera vasfıyla kamu orta malı olarak tescil edildiğini, yöre halkının hayvanlarının otlakiye alanı olarak kullanıldığını ve dolayısıyla orman vasfını taşımadığını, 1995 yılında Hazine adına tescil edildiği için süre yönünden de davanın reddedilmesi gerektiğini, düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı halde mahkeme tarafından hükme dayanak alınmasının hatalı olduğunu, komşu parseller, hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş memleket haritalarının istenilerek bilirkişi raporu oluşturulması gerekirken gerekli araştırmalar yapılmadan hüküm kurulduğunu, yine reddedilen kısım açısından lehlerine verilen vekalet ücretinin her bir davalı adına ayrı ayrı hükmedilmesi gerekirken tüm davalılar açısından tek vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; süresi içinde açılmaması nedeniyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, idareleri yönünden davanın husumet yokluğundan reddini istediklerini, taşınmazın Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı’nın 15.10.2019 tarih ve 2407 sayılı yazısında da belirtildiği üzere Belediye Başkanlığı yetki ve sorumluluk alanında bulunmadığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

4. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararını kabul yönüyle ve eksik belirlenen vekalet ücretleri yönü ile istinaf ettiklerini, taşınmazın orman özelliğine sahip olmayıp yıllardır köy malı ve mera olarak kullanıldığını ve bu şekilde kadastrosunun kesinleştiğini, taşınmazın kendilerine aidiyetinin ilki kesinleşmiş kadastro işlemi, ikincisi Mera Komisyonu kararı olmak üzere yapılan işlem dizisinin ardından taşınmazın orman vasfında olduğunu iddia etmenin yerinde olmadığını, nihai işlem Mera Komisyonu işlemi olmakla İdari makamın hasım gösterilmediği gibi, bu işlem hakkında bir idari dava açılıp hükümden de düşürülmediğini, kendilerinin dava konusu işlemde hatası olmayıp davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, bu haliyle aleyhlerine vekalet ücretine hükmolunmasının hatalı olduğu kadar, Belediye kendisini diğer davalılar gibi ayrı vekille temsil ettirmesine rağmen davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunacağı yerde, davalıların tümüne tek vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1970 yılında orman tahdidi, 1977 yılında aplikasyon ve 1744 Sayılı Kanun'un 2. madde uygulaması, 22.06.1993 tarihinde işe başlanılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunduğu, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taraflar arasında çekişmeli taşınmazın yörede yapılıp kesinleşen orman tahdidi itibariyle orman tahdit sınırları dışında kaldığı yönünde ihtilaf bulunmamasına, özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar hakkında kamu malı savıyla açılacak davalarda, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun)12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağının, eldeki davada da davacı İdare'nin taşınmazın orman vasfıyla ve bu şekilde kamu malı olduğunu öne sürerek dava açmasına, yapılan keşif sonrası alınan teknik bilirkişi rapor ve ek raporu gözetildiğinde çekişmeli taşınmazın içeriğindeki humus nedeni ile orman toprağı özelliğini taşıdığı gibi yoğun bir ağaç kapalılığı bulunup orta ve yer yer tam kapalılıkta ağaç bulunduğunun, yine 1953 tarihli hava fotoğrafında davalı taşınmazın geniş olan engebeli kısmında ağaç kapalılığı bulunduğunun bildirilmesine, öte yandan çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tarihinin 1995 yılı olması ile teknik bilirkişinin 1995 tarihli hava fotoğrafında taşınmazda gevşetilmiş kapalılığın varlığı ve parselin doğusundan yoğun bir orman örtüsü ile müşterekliğinin bulunduğunu bildirmesi hususları birlikte gözetildiğinde çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 1995 yılında dahi eylemli olarak orman niteliğine sahip olduğunun belirlenmesine, davacının el atmanın önlenmesi istemi yönünden 1995 yılında yapılan kadastro sonucu ham toprak vasfıyla tapuya kaydedildiğine ve sonrasında cins değişikliği ile mera olarak orta malı şeklinde özel siciline kayıt edilmesine, bu kayıt iptal edilene kadar davalı tarafın kullanımı kayda dayandığına göre dava tarihine kadar çekişmeli taşınmaza "haksız" olarak el atıldığından söz edilemeyecek olmasına, yine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2. maddesinde yazılı "ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek" vekalet ücreti takdir edileceğine dair hüküm gözetilerek ret sebebi aynı olan davalılar yönüyle tek bir vekalet ücreti belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ne var ki, Mahkemelerce verilen kararların infazının mümkün olmasının zorunlu olduğu, infazı mümkün doğru sicil oluşturma yükümlülüğünün kamu düzeni ile ilgili olduğu ve 6100 Sayılı HMK'nun 355/son cümlesinde “Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen düzelteceği” hususunun düzenlendiği, buna göre kamu düzenine ilişkin kurallar yönünden inceleme yapıldığında; çekişmeli taşınmazın hali hazırda mera vasfıyla kamu orta malı olarak özel sicilinde kayıtlı olduğu, İlk Derece Mahkemesince özel sicil kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken tapu kaydının iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de "kanunun olaya uygulanmasında" hata edilen ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eldeki dava dosyası açısından 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2. maddesi gereği düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği, yeniden esas hakkında hüküm kurmanın öncelikli koşulunun mevcut İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması olduğu gerekçesiyle, davacı ... Yönetimi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi gereği gerekçede açıklanan nedenlerle sınırlı olmak üzere ayrı ayrı Kabulüne, Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02.07.2020 tarih 2017/438 Esas, 2020/168 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun)
353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, bu cümleden olarak; davanın kısmen kabul, kısmen de reddi ile, çekişmeli Balıkesir ili, Havran ilçesi, ... Mahallesi (köyü) 160 ada 68 parsel sayılı taşınmaza yönelik Mera Komisyon kararı ile taşınmaza ait özel sicil kaydının iptaline, çekişmeli bu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davacının müdahalenin önlenmesine dair isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, mera tespitine itiraz ile tapu iptali ve tescil ile müdahalenin meni istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1,370 ve 371 inci maddeleri. 6831 Sayılı Orman Kanunu. 4342 Sayılı Mera Kanunu.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. Maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.