Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı ..., Kozluk ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 1987 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, fen bilirkişisi... tarafından düzenlenen 21.04.2015 tarihli krokili raporda (A) harfi ile gösterilen 29.864,88 metrekare yüzölçümündeki alanın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.05.2018 tarihli ve 2018/1443 Esas, 2018/3570 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle "Çekişmeli taşınmaza kuzey yönden komşu durumunda bulunan 890 parsel sayılı taşınmaz 1996 yılında tescil ilamı sonucunda davacının annesi ...adına tescil edilmiş olup, bu ilamın dayanağını oluşturan krokide dava konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu kısım “Sason Çayı” ve “dere” olarak gösterilmiştir. Ne var ki; mahkemece hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda "Sason Çayı” ve “dere” gösterilmediği gibi, jeolog bilirkişiden taşınmazın dereden etkilenip etkilenmeyeceği yönünde rapor alınmış ise de; 1996 tarihi ve öncesine ait hava fotoğrafı incelemesi yapılarak çekişmeli taşınmazın belirtilen tarihte dere ya da çay yatağında kalıp kalmadığı, taşınmazın öncesinin ne olduğu ve ne zamandan beri taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığı belirlenmemiş, 1973 tarihli hava fotoğrafı üzerinden yalnızca orman yönünden yapılan değerlendirmeyi içerir orman mühendisi bilirkişi raporu ile yetinilmiştir. Diğer taraftan tek ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen zirai bilirkişi raporu taşınmazın niteliğini, üzerinde sürdürüldüğü belirtilen zilyetliğin ne zamandan beri hangi tasarruflarla sürdürüldüğü yönlerini belirleme yönünden son derece yetersiz olduğu gibi davacının iddiasına konu olan bir kısım yer dava dışı 890 parsel içerisinde kaldığı ve fen bilirkişi raporunda 890 parsel içerisinde kalan kısım başka harf ile gösterildiği halde bu iki kısım birbirinden ayırdedilmeksizin değerlendirme yapılmış, rapor içeriğinde de taşınmazda kullanılmayan bir kısım yer bulunduğu belirtilmesi karşısında bu kısmın hangi taşınmaz içerisinde kaldığı (özellikle dava konusu taşınmaz içerisinde kalıp kalmadığı) açıkça belirtilmesi" gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, Batman ili Kozluk ilçesi ... Köyünde bulunan fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 26.08.2021 tarihli rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 29.870,12 m2 lik taşınmazın yeni parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacının annesi adına tescil kararı verilen Kozluk Asliye Mahkemesinin 1993/87 Esas, 1995/80 Karar sayılı dosyasında yer alan ve mahallinde yapılan keşif neticesinde alındığı anlaşılan fen bilirkişi krokisi incelendiğinde dava konusu taşınmaz yönü dere olarak okunmaktadır. Bu durumda imar ihyanın en erken 1996 yılında başladığı kabul edilmelidir. Ayrıca 24.06.2020 tarihli ziraat bilirkişi heyet raporunda da, çekişmeli taşınmazda 2002 yılında imar ihya çalışmasının başladığı belirtildiğine göre davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı açıktır. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK' nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi