İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1011 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını, kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan tapuların hukuki geçerliliğini yitireceğini ve Devlet ormanlarının zamanaşımı ve zilyetlik ile şahıslar adına tapuya tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm itirazında bulunmuş, ayrıca müvekkilinin dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenip iyi niyetli olarak satın aldığını, aradan geçen uzun zamandan sonra tapunun iptal edilmesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/652 Esas sayılı dava dosyasında 1011 ada 1 ve 2 parseller için dava açıldığı, ne var ki mahkemece sadece 2 parselden bahsederek karar verildiği, 1 nolu parsel hakkında hüküm kurulmadığı, alınan bilirkişi raporları uyarınca çekişmeli taşınmazın memleket haritaları, hava fotoğrafları, ortofoto görüntüleri ve kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırları içinde kalması gerektiği, arazi meyilinin %35-%40 olduğu, keşif anında üzerinde maki elemanlarının bulunduğu ve geçmiş yıllara ait hava fotoğrafları ve ortofoto görüntülerle uyumlu olduğu, taşınmazın doğu, batı ve güneyindeki ormanın devamı niteliğinde orman bütünlüğü içinde bulunduğu, 3116 ve 6831 sayılı orman yasasının 1. maddesinde tarifi yapılan yerlere uyması nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesi ile, davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; "dava konusu taşınmazın bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi dikkate alındığında en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarında orman niteliğinde olduğu ve 1949 yılında bölgede yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

Dava, kesinleşmiş orman kadastrosu iddiasına dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir.

Dava konusu İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi bulunan 1011 ada 1 parsel sayılı 447,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliği ile davalı adına kayıtlı iken, 2022 yılında yapılan yenileme kadastrosu yoluyla Limanreis Mahallesi 1011 ada 1 parsel numarasını almıştır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidinin 1949 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapıldığı, bölgede 1976,1984 ve 1995 yıllarında kesinleşmiş orman tahdit sınırlarının aplikasyonu ile 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun), 2896 sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun (2896 sayılı Kanun) ve 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'lar (3302 sayılı Kanun) ile değişik 2 nci madde uygulaması ve 2/B madde çalışmalarının yapıldığı anlaşılmıştır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.