Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30.05.2019 tarih ve 2018/502 E- 2019/201 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.11.2019 tarih ve 2019/2503 E- 2019/2488 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı adına 2003/03747 sayı ile tescilli tasarımın yeni ve ayırt edici özelliklerine haiz olmadığını, davalı adına tescilli "Sünnet Külotu" tasarımının, davalının tescilinden çok daha önceki bir tarihte ABD’de tescile bağlandığını ileri sürerek davalı tasarımının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili tasarımının yeni ve ayırt edici özelliklere sahip olduğunu, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, davacı yanın Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/248 Esas, 2011/241 Karar sayılı dosyasında müvekkilinin 2003/03747 nolu tasarımının hükümsüzlüğünü talep ettiğini ve mahkemece davanın reddedildiğini, HMK'nın 303. maddesi uyarınca kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca, aynı davanın, daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartlarından olduğu, HMK'nın 303/1 maddesi uyarınca, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması halinde, maddi anlamda kesin hükümden bahsedildiği, Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava ile işbu davanın tarafları, dava sebebi ve talep sonuçlarının aynı olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm dava şartı nedeni ile usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/b-1 ve 355. maddeleri gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
6769 sayılı SMK'nın 56/4. ve 5. fıkrası; “Bir tasarımın aynısı; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir.Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır." hükmü amirdir.
6769 sayılı SMK'nın 58. maddesine göre; “(1) Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabilir. (2) Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.”
Bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, tasarımlar için mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, hükümsüzlük davasında bu yönün mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Ancak mahkemece davacının sunduğu deliller değerlendirilmediği gibi aynı taraflar arasında daha önce görülüp kesinleşen hükümsüzlük davasına ve bu davadaki bilirkişi raporuna atıf yapılarak kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı yanın istinaf talebi esastan reddedilmiştir. Ancak, farklı deliller sunulması suretiyle bir tasarımın yeni olmadığının tespiti her zaman istenebilir. Nitekim taraflar arasındaki önceki tarihli Bakırköy Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/248 Esas 2011/241 Karar sayılı dosyasında davacı yanın dayandığı deliller ile işbu davada dava dilekçesinde bildirdiği ABD menşeili patentler de birbirinden farklıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yanca ileri sürülen hükümsüzlük iddiası ile sunduğu delillerin incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.