Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.03.2018 tarih ve 2016/1171 E- 2018/269 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/1068 E- 2020/36 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilden ev satınaldığını arasında ev alım satımı ilişkisi bedel olarak 185.000.- TL'ye aralarında anlaştıklarını, taraflar karşılıklı güven ilişkisi kurmalarına takibin satış işlemleri için tapuya gittiklerinde davalı yanca davacının Türkçe okuma ve yazması olmadığı fırsat bilinerek irade fesadı oluşturup alım satışın anlaşması ve ona ek olarak senetler imzalattıklarını, daha sonra dava konusu senet nedeniyle icra takibi başlatıldığını ileri sürerek davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, bu nedenle takibin ve takibe dayanak olan senetlerin iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya ve takibe konu senetlerin bono niteliğinde olduğunu, davacı vekilinin senetlerin irade fesadı oluşturularak aldatma ile alındığı iddiasının ispat gerektiğini gerçek dışı olduğunu, takibe konu senetlerin keşide tarihlerine davanın süresi içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafı icra takibine konu edilen senetlerin kendisine ait konutun satımının teminatı olarak verildiğini iddia etmiş ise de senetler üzerinde teminat amaçlı verildiğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davalının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, herhangi bir yazılı belgenin dosyaya ibraz edilmediği davacının senetlerin hile ve iradesi yanıltılarak alındığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/1068 esas ve 2020/36 karar sayılı ve 16/01/2020 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönünde vermiş olduğu kararında sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiş ise de davacının dava konusu senetleri hile(aldatma) iddiası ile imzalandığı, TBK 36.m. uyarınca taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı olmadığı ancak aynı Yasa'nın 39.m. uyarınca aldatma sebebiyle aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağı, davalı dava konusu senetleri 01.10.2014 tarihinde icra takibine konu ettiği, ödeme emrinin 08.10.2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği,bu durumda davacının hile iddiasına dayalı talebinin hak düşürücü sürede ileri sürülmediği ve ne şekilde kandırıldığını da açıklamadığı gerekçesiyle, hükmün gerekçesinde değişiklik yapılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1)b-2 gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı, davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.