Mahkûmiyet

Katılan vekilinin dilekçesinde, sanık hakkında kurulan hükmün onanmasını ve sanığın eşi hakkında suç duyurusunda bulunulmadığından bu yönüyle kararın bozulmasını talep etmiş olduğu anlaşıldığından, temyiz dilekçesi olarak değerlendirilmemiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ulus Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması talebine ilişkindir.

Katılanın, Bartın ili, Kumluca beldesi, Merkez mahallesi, ... caddesindeki taşınmazı üzerinde "..intifa hakkı tesis etmeye, intifa hakkı vermeye..." işlemlerini gerçekleştirebilmesi için Essen Başkonsolosluğunun 23.01.2009 tarihli ve 539 belge numaralı özel vekâletnamesi ile sanığın eşi ...'ı vekil tayin ettiği, daha sonra sanığın Bartın 1. Noterliğinin 04.01.2009 tarih ve 6901 yevmiye sayılı işlemi ile aslına uygun olduğu tasdik edilen söz konusu vekâletname suretindeki "intifa hakkını vermeye" ibaresini "ipotek hakkını vermeye" ibaresiyle değiştirip, bahsedilen vekâletnamenin noter tasdikli sureti üzerinde aslına aykırı şekilde tahrifat yaparak, gerçeğe aykırı şekilde düzenlediği bu belgeye istinaden, 26.06.2009 tarihinde ... Akaryakıt Nak. Ticaret Limited Şirketi lehine 50.000,00 Türk lirası karşılığında ipotek tesisi ile intifa hakkı verdiği iddiası ile kamu davası açıldığı, katılan beyanı, sanığın savunması, suça konu belgenin aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair uzmanlık raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, katılana ait taşınmaz üzerinde ipotek işlemi tesis edilirken kullanılan noter tasdikli vekâletname suretinin sanık tarafından sahte olarak düzenlendiği kabul edilerek, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Ayrıntılarına olay ve olgular bölümünde yer verilen olayda, gerçeğin ve suç vasfının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, 23.01.2009 tarihli ve 539 belge numaralı orijinal vekâletnamenin aslına uygun olduğu tasdik edilmiş suret aslı ile üzerinde tahrifat yapılan ve 26.06.2019 tarihinde katılana ait taşınmaz üzerinde intifa ve ipotek hakkı tesis ettirilirken, sanığın eşi tarafından Ulus Tapu Müdürlüğüne ibraz edilen suça konu vekâletname suretinin aslının temini ile, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hâkime ait olduğundan, suça konu belge asıllarının duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması ve suça konu belgenin 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı da tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma sonucu hüküm kurulması,

2. Suça konu belge üzerinde gerçeğe aykırı şekilde tahrifat yapan ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ...'ın katılana ait taşınmaz üzerinde ipotek ve intifa hakkı tesis ettirirken söz konusu belgeyi kullanmasını da sağlayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedeniyle hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

A. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
Ön inceleme bölümünde belirtilen nedenlerle katılan vekilinin temyiz isteği yönünden dava dosyasının incelenmeksinin İADESİNE,

B. Sanık Müdafinin Temyizi Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ulus Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2014/394 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.