İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 2.Kadastro Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf talebinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Çekişmeli, İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... mahallesi, 839 parsel sayılı niteliği "Tarla,çalılık" olan 44.920 metrekare taşınmazın, 30.07.1962 tarihinde, T.Sani 1333 tarih ve 46 nolu tapu kaydına istinaden ... adına tescil edilerek 12.04.1963 tarihinde kesinleştiği, ... Mahallesinde, orman kadastrosunun 1984 tarihinde yapılarak 15.08.1985 tarihinde ilan edildiği, dava konusu taşınmaza ilişkin; Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesi'nin 2018/4262 Esas 2020/65 Karar sayılı ilamı ile onanan ve aynı Dairenin 2020/2276 Esas 2020/2745 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddiyle kesinleşen, İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Eski Esas: 2012/100E.) 2017/26 Esas 2018/110 Karar sayılı dosyası ile taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davaya konu İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... mahallesi, 839 parsel sayılı taşınmazda yapılan kadastro çalışmalarında kadastro ekibince askı ilan cetvelinde dava konusu parselin 44.920 metrekare olan yüz ölçümünün 42.283,08 metrekare olarak tespit edildiğini, 6292 sayılı Kanunun 11nci maddesi 10ncu bendine göre kadastro ekibinin yüz ölçümü düzeltme yetkisi bulunmadığından, parselin 44.920 metrekare olarak düzeltilmesini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 7139 sayılı Kanunun 35nci maddesiyle eklenen 4/11nci fıkrasına göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu parsellere ilişkin yapılan 6292 sayılı yasa çalışması ile yüzölçüm düzeltme işlemine yönelik davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi sonrasında, Bölge Adliye Mahkemesince, Mahkemece yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 03.01.2020 tarihli bilirkişi raporundan dava konusu 839 parsel sayılı taşınmazın arazi kadastro çalışmalarında planimetre ile alanın hesaplandığı, parsel içerisinde 212 nolu parselin bulunduğu bu parselin miktarının 2500 metrekare olarak hesaplandığı, 839 nolu parselin ise hesaplamasının 212 nolu parselle birlikte yapıldığı ve 44920 metrekare olarak bulunduğu, 212 nolu parselin alanının 839 parselden düşülmesinin unutulduğu, bu nedenle 839 parselin alanının 42320 metrekare olarak hesaplanması gerektiği, son yapılan çalışmalarda ise taşınmazın alanının 42283,08 metrekare olarak hesaplandığı, parselin sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığı, zemin ve paftasıyla uyumlu olduğu, yapılan düzeltme işleminde hata bulunmadığının bildirildiği anlaşılmış olup, dava konusu taşınmaz İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/26 Esas 2018/110 Karar sayılı kararı ile Orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiği, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği ve taşınmazın orman olarak tescilinin sağlandığı, dava konusu taşınmaz orman olarak Hazine adına tescil edildiğinden, orman kadastro haritalarında ki teknik hataların düzeltilmesi işlemi sırasında, gerçek yüz ölçümünün belirlenerek düzeltilmesi işleminde bir hata bulunmadığı, 3402 sayılı Kanunun 4/13ncü maddesine göre yapılacak çalışmalarda orman sınırları içerisinde bulunan taşınmazların yüz ölçümlerinin mevzuata uygun hale getirilmesinin kanun gereği olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368.30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.