SUÇLAR: Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çarşamba Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2019 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında cinsel amaçla birden fazla kişi ile birlikte cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, taksirle yaralama, cinsel saldırı ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açılmıştır.

2. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2020 tarihli kararı ile sanık ... (....... oğlu) nin eyleminin basit cinsel saldırı suçunu oluşturacağı ve mağdurun şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek davanın düşmesine, sanıklar ... (...... oğlu), ... (........ oğlu), ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçundan mağdurun şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek davaların ayrı ayrı düşmesine, Sanık ...'ın eyleminin basit cinsel saldırı suçuna yardım etme suçunu oluşturacağı ve mağdurun şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek davanın düşmesine, sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan mağdurun şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek davanın düşmesine, sanıklar hakkında cinsel amaçla birden fazla kişi ile birlikte cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, beşinci fıkrası gereğince ayrı ayrı 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

3. İlgili kararın sanıklar müdafiileri, katılan Bakanlık vekili ve sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, düşme kararlarına yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine, sanıklar hakkında cinsel amaçla birden fazla kişi ile birlikte cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen temel ceza belirlenirken olayın ağırlığı ile örtüşmeyecek şekilde alt sınırdan orantısız olarak fazla uzaklaşılması ve haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin uygulanmaması kanuna aykırı görülerek bu husular düzeltilmek suretiyle istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

Sanıklar ..., ..., ..., ...,..., ... müdafilerinin temyiz isteği; sanıklar hakkında fazla ceza verildiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanıkların atılı suçu işlediklerine ilişkin somut delil bulunmadığına, kararın gerekçesinin zorunlu unsurları içermediğine, eksik ve yetersiz inceleme yapılarak hukuka aykırı karar verilmesi nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği; sanıkların üst sınırdan cezalandırılmaları ve haklarında takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ve lehe vekalet ücreti verilmesine ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın atılı suça iştirak ettiğine ilişkin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık ...'in temyiz isteği; suç kastıyla hareket ettiğine ilişkin somut delil bulunmadığına, mağdurun rızasının bulunduğunu zannetmesi nedeniyle suçsuz olduğuna ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Aynı köyden olan ve birbirlerini tanıyan sanıklardan ...'nin (....... oğlu) mağduru kaçırmaya karar verdiği, bu konuyla ilgili diğer sanıklardan yardım istemesi üzerine onların da yardım etmeyi kabul ettikleri, olay günü mağdurun bindiği servis aracının şoförlüğünü yapan sanık ...'ın mağduru rızası dışında diğer sanıkların içinde bulunduğu aracın yanına götürdüğü, sanık ...'nin (....... oğlu) diğer sanıkların da yardımıyla mağduru zorla araca bindirdiği, önce ormanlık bir alana daha sonra da bir akrabasının evine götürdüğü, mağdurun direnmesi ve olayın kolluk güçlerine bildirilmesi sonrasında sanık ...'ın (......oğlu) mağdurla birlikte karakola giderek teslim olduğu, sanıkların bu şekilde iştirak halinde atılı suçu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince temel ceza belirlenirken olayın ağırlığı ile örtüşmeyecek şekilde alt sınırdan orantısız olarak fazla uzaklaşılması ve sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmaması kanuna aykırı görülerek bu hususlar düzeltilmek suretiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

A. Katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz talebi yönünden;

B. Diğer temyiz talepleri yönünden;
Dosyada bulunan 14.04.2019 tarihli mağdura ait adli muayene raporu, sanıkların aşamalardaki savunmaları, mağdur ve tanıkların beyanları ile dosya kapsamındaki diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından birlikte gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin sanıkların atılı suçu işlediklerine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar ..., ..., ..., ...,..., ... müdafileri, katılan Bakanlık vekili, sanık
Onur müdafii ve sanık ...'in yerinde görülmeyen sübuta yönelik temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A. Gerekçenin (A) bendinde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/1307 Esas, 2020/1538 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen lehe vekalet ücreti verilmesine ilişkin temyiz sebebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin lehe vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin temyiz itirazının REDDİNE,

B. Gerekçenin (B) bendinde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/1307 Esas, 2020/1538 Karar sayılı kararında sanıklar ..., ..., ..., ...,..., ... müdafileri, katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.04.2024 tarihinde karar verildi.