Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Of Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.05.2017 tarihli ve 2014/481 Esas, 2017/183 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, vekil edeni ve davalıların ortak murisleri ...'ya ait olan dava konusu taşınmazların tamamının davalılar tarafından kullanıldığını belirterek, 3.000,00 TL ecrimisilin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.01.2017 tarihli dilekçesiyle talep miktarını 9.373,78 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
Of Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.05.2017 tarihinde verdiği davanın usulden reddine dair karara karşı, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiştir.

ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de "Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL'lik kesinlik sınırı 2017 yılı itibarıyla 41.530,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır.
Somut olayda, temyize konu ecrimisil alacağı belirsiz alacak niteliğinde olup, davacının dava dilekçesinde dava değerini 3.000,00 TL olarak gösterdiği, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda alacak miktarını 9.373,78 TL'ye yükselttiği anlaşıldığından, alacağın 2017 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, eldeki dava bakımından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı HMK'nin 362. maddesi uyarınca 2017 yılı itibariyle miktar ve değeri 41.530,00 TL'yi geçmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan değerden REDDİNE, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.