Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava konusu 1195 ada 17 parsel 25 kapı numaralı taşınmazın davacıya ait olduğunu davalının işgali nedeniyle 01.08.2012-31.04.2014 tarihleri arası için toplam 37.470 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davalılardan ...'ın işgalci olmadığını, diğer davalı yönünden ise keşif yapılarak fazlaya ilişkin kısım için davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, bu sebeple 01.08.2012-01.04.2014 tarihleri arasında oluşan 11.222 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

ecrimisil istemine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekil dava dilekçesinde 01.08.2012-31.04.2014 tarihleri arası için talepte bulunmuş olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talep ettiği tarih aralığı denilmek suretiyle 01.08.2012- 01.04.2014 tarihleri arası için hesaplama yapılmış olması doğru değildir.

3. Mahkemece alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda bilirkişi raporunda; söz konusu taşınmazın bahçeli ahşap ev olması, bulunduğu konum ve tercih edenlerin orta gelirli olması, çevrede iş imkanının bulunmaması davalı tarafından yapılan tadilatlar ve genişletme, taşınmazın olumlu olumsuz özellikleri vs . dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları, yörede serbest piyasa verileri göz önünde bulundurularak şerefiyelendirme sonucu değere ulaşıldığı belirtilerek, keşif tarihi olan 17.04.2015 itibariyle davalının kullandığı alan ve yaptığı masraflar göz önünde bulundurularak (düşülerek)elde edilen aylık kira bedelinin 650 TL olabileceği belirlenmiş olup geriye doğru hesaplama yapılmışsa da yukarıdaki ilkede de belirtildiği üzere ilk dönem olan 2012 yılı için rayiç bedel belirlenip sonraki ilerleyen yıllara ÜFE artış oranı yansıtılarak ecrimisil belirlenmesi yapılması gerekirken, keşif tarihi olan 2015 yılı belirlenerek tam tersi yol izlenmek suretiyle hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.
4. 6100 sayılı HMK'nin 297/2 maddesi hükmünde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Somut olaya gelince; davacı vekili dava dilekçesinde, 01.08.2012-31.04.2014 tarihleri arası için 37.470 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli kanuni faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş olup mahkemece hüküm fıkrasının 2. bendinde “01.08.2012-01.04.2014 tarihleri arasında oluşan 11.222 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece toplam ecrimisil miktarına işgalin başlanıgıçda tarihinden itibaren denilerek hüküm kurulması doğru olmayıp her dönemin ayrı ayrı gösterilerek ve faizin başlangıç tarihi de belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir. Görüldüğü üzere hüküm bu haliyle infaza elverişli değildir. O halde; Mahkemece, hangi dönem için kaç lira ecrimisil tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Yukarıda 2.3. ve 4. bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.