SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2015/86 Esas, 2016/85 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 140.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına, fazla ceza tayin edildiğine, ilişkindir.
Suç tarihinde sanık ...'ın inceleme dışı sanık ... ile birlikte hayvancılık ve çiftçilik yapan katılan ...'ın ikamet ettiği Yuvalı Köyüne gittikleri, burada katılandan 175 adet küçükbaş hayvan satın aldıkları ve sanığın karşılığında 01.06.2013 keşide tarihli ve 66.000,00 TL bedelli çeki verdiği, katılan tarafından çekin bankaya ibraz edilmesiyle sahte olduğunun belirlendiği, yapılan kriminal incelemede çekin sahte ve aldatıcılık kabiliyetini haiz olduğunun belirtildiği, çekin ön yüzünde yer alan el yazılarının sanık ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, her ne kadar sanık ... savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek çekin sahte olduğunu bilmediğini, hatırlamadığı bir esnaftan yapmış olduğu alışveriş karşılığında aldığını ifade etmiş ise de, inceleme dışı sanıkların savunması, katılanın beyanı, 04.06.2013 tarihli tutanak, suça konu çekin bazı bölümlerinde evvelce bulunan yazıların fiziksel yolla silinerek bilahare üzerine mevcut kayıtların basıldığı, bu şekilde sahtecilik yapıldığına ve çekin ön yüzündeki yazıların sanığın eli ürünü olduğuna dair uzmanlık raporunun içeriği, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
1. 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği ve bu hususun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2015/86 Esas, 2016/85 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.