Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.06.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, hapisten çevrili 6.000,00 TL ile doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sanık müdafii tarafından tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.06.2017 tarihli kararı ile uzlaştırma işlemi yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Ankara 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2019 tarihli ve 2018/527 Esas, 2019/711 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hapisten çevrili 6.000,00 TL ile doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

1.Sanık müdafiinin temyiz isteği;eksik inceleme ile karar verilmiş olduğuna ilişkindir.

2.Sanığın temyiz isteği;kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1.12.05.2012 tarihinde "... Oto Emlak Tur. San. İnş. Gıda Tic Ltd Şti"nin yetkilisi olduğunu söyleyen sanık ...'ın, yanında oğlu olduğunu beyan ettiği yaşı küçük çocuk ile birlikte katılanın iş yerine gittiği, 38 ZE ... plakalı araç için 4 adet jant ve lastikleri alıp araca taktırdığı, bedelini ödemek üzere, sonradan katılan tarafından delil olarak sunulan Pegasus Advantage kart isimli üzerinde kendi ismi yazılı olan kredi kartını oğlu olduğunu beyan ettiği küçük çocuğa bıraktığı, bahse konu kredi kartından bedeli tahsil etmek üzere işlem gerçekleştirmek istediğinde geçersiz olduğunun anlaşıldığı, bedelinin talep edildiğinde sanığın ödeme yapmayacağını beyan ettiği, bu surette sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2. Sanık, aşamalarda alınan savunmasında, üzerine atılı suçlamayı inkar etttiği, aracı olmadığından lastik ve jantları kendisinin almadığını beyan etmiştir.

3. Katılanın, iddianame anlatımını destekler şekilde beyanda bulunduğu ve sanığı kesin ve net bir şekilde teşhisi ettiği anlaşılmıştır.

4. Bozma öncesi alınan 13.01.2014 ve 14.04.2014 tarihli bilirkişi raporlarına göre; tetkik konusu belgelerdeki el yazılarının grafolojik olarak ...'ın eli ürünü olacağının değerlendirildiğinin rapor edildiği belirlenmiştir.
5. 12.05.2012 tarihli faturanın "... Otomotiv Emlak Turz.Seyahat.İnş.Gıda.Ltd.Şti." adına düzenlendiği, fatura konusunun 4 adet jant ve lastikten oluştuğu, fatura meblağının KDV dahil 1.640,00 TL olduğu ve fatura üzerinde 38 ZE ... sayılı plakanın yazıldığı anlaşılmıştır.

6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

Sanık ...'ın, suç tarihinde katılanın iş yerine giderek "... Oto Emlak Tur. San. İnş. Gıda Tic Ltd Şti"ni yetkilisi olduğunu söyleyip araç için jant ve lastik aldığı, alışverişe konu faturanın şirket adına kesildiği ve sanık tarafından katılana şirkete ait kartvizitin verildiği şeklinde gerçekleştirdiği iddia olunan somut olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen "Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık" suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Başkaca yönleri incelenmeyen Ankara 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2019 tarihli ve 2018/527 Esas, 2019/711 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2024 tarihinde karar verildi.