Taraflar arasındaki 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca zilyetlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARARI. DAVA

1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne göre 05.08.2008 ile 03.09.2008 tarihleri arasında ilan edilen ve 04.09.2008 tarihinde kesinleşen orman sınırlandırması yapılmış olup, Batman ili ... ilçesi ... Köyü 102 ada 1 nolu taşınmaz orman niteliğiyle tespit edilmiş ve tapuya tescil edilmiştir.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yıllardır zilyedi olduğu tarla vasfındaki 66968 m2 yüzölçümlü taşınmazının ... ilçesi ... Köyü 102 ada 1 nolu orman parseli içerisinde Hazine adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmaz için orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde hazırlanmadığını, haksız bir şekilde müvekkiline ait tarım arazi olarak kullanılan taşınmazın orman olarak vasıflandırıldığını belirterek ... Köyünde kain 102 ada 1 parsel içerisinde müvekkiline ait taşınmazın adına tescilini istemiştir.

Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespit çalışmaları sırasında orman vasfıyla Hazine adına orman vasfında 04.09.2008 tarihinde tapuya tescil edildiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarih olan 04.09.2008 tarihinden itibaren davanın 10 yılık süre içinde açılmadığını, süresi içinde açılmayan iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunu, dolayısıyla dava konusu yerin özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu, haksız ve mesnetsiz açılmış bulunan davanın öncelikle hak düşürücü süre ve husumet yokluğu nedeniyle reddini, bu taleplerinin yerinde görülmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu Batman İli, ... ilçesi ... Köyünde kain 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapuda "orman" vasfıyla davalılardan Hazine adına kayıtlı olduğu, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 Maddesi kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı, davacının tapu iptal ve tescil davasını dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarih olan 04.09.2008 tarihinden, 10 yıl geçtikten sonra 25.08.2020 tarihinde açtığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemenin dava konusu arazinin kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarih olan 04.09.2008 için öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süreyi baz almasının hakkaniyette aykırı olduğunu, Batman ili ... ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde özel mülkiyette konu araziler için kadastro tespit tutanaklarının kesinleştiği tarih olan 01.09.2010 tarihinin 10 yıllık hak düşürücü süre için baz alınması gerektiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede 2008 yılında orman kadastrosunun yapıldığı, 04.08.2008-03.09.2008 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı ve çekişmeli taşınmazın tutanağının 04.09.2008 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davacı tarafın 25.08.2020 günü dava açtığı ve tespit öncesi sebebe dayandığı, bu durumda tutanağın kesinleştiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile davacının kadastro öncesi zilyetliğe ilişkin talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu arazinin kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarih olarak 04.09.2008 tarihi alınmasının hakkaniyette aykırı olduğunu, Batman ili ... ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde özel mülkiyette konu araziler için kadastro tespit tutanaklarının kesinleştiği tarih olan 01.09.2010 tarihinin 10 yıllık hak düşürücü süre için baz alınması gerektiğini, köy heyetince seçilen bilirkişilerden oluşan heyet tarafından özel mülkiyette konu araziler için kadastro tespit tutanaklarının 01.09.2010 tarihinde imzalandığını ancak tarihlerin 2008 olarak yazıldığını, müvekkilinin dava konu köyde yapılan kadastro çalışmalarından iki yıl önce sadece orman arazileri için yapılan tespitlerden haberdar olmasının mümkün olmadığını, bütün köy arazileri için yapılan tespitlerde özel mülkiyette konu araziler için kadastro tespit tutanaklarının kesinleştiği tarih olan 01.09.2010 tarihinin 10 yıllık hak düşürücü süre için baz alınması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca zilyetlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1,370 ve 371 inci maddeleri, 4721 Sayılı TMK'nın 713/1 ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.