Mahkûmiyet, kaçak eşya ve suçta kullanılan eşyaların müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanığın hükmü temyiz sebebi göstermesizin temyiz ettiği anlaşılmıştır.

Olay tutanağına göre; kolluk görevlileri tarafından akaryakıt kaçakçılığına ilişkin olarak yapılan çalışmalar sırasında, İzmir ili, Işıkkent Mab. Kara Nakliyeciler Sitesi arkası ... Sokak üzeri, Bornova adresinde bulunan, ... ve Tır garajı isimli işyeri içerisindeki sac barakada kaçak akaryakıt bulunduğu, bu kaçak akaryakıtın işyerine gelen araçlara yakıt amaçlı olarak satışının yapıldığı şeklinde istihbari bilgiler alınması üzerine; 04.07.2014 günü kolluk görevlilerince ... Kamyon ve Tır Garajı isimli işyerine gidildiği, işyeri içerisinde saclarla çevrili bölümde baraka olduğu, bu baraka içerisinde gözle görünür vaziyette fiberglas depolar olduğu ve akaryakıt aktarım düzeneği bulunduğu, iş yerinin
sanık ...'a ait olduğu belirlenerek, sanıkla yapılan görüşmede, sanığın görevlilere şifahen fiberglas depolarda karışımlı akaryakıt olduğunu beyan etmesi üzerine, Cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle verdiği yazılı arama emri ile bahse konu iş yerinde yapılan aramada, 2800 litre yakıt, 1 adet akaryakıt tabancalı ve sayaçlı dinamo ile 1 adet aktarımda kullanılan dinamo ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Ele geçen üründen alınan numunelere ilişkin olarak Ege Üniversitesi Akredite Akaryakıt Analiz Laboratuvarınca düzenlenen 21.07.2014 tarihli raporda; numunelerin mineral yağ ve solvent karışımı olduğu, akaryakıt olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.

Bu olay nedeniyle sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında; ele geçen ürünü kamyon şoförlerine satıyor olduğunu, pişman olduğunu belirterek ikrarda bulunmuştur.

Yerel mahkeme tarafından 24.12.2014 tarihinde sanığın mahkûmiyetine, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 13.05.2020 tarihli kararı ile 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7242 sayılı Kanun'un 61 ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 ve 5 inci maddelerinde yapılan değişiklikler, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş sanığın lehine olabileceğinden, lehe yasanın belirlenmesi görevinin ilk derece mahkemesine ait olduğundan bahisle bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde temyize konu hüküm kurulmuştur.

Ele geçen yakıtın miktar itibarıyla ticari olması, mineral yağ ve solvent karışımı olup, akaryakıt olarak kullanılabilecek hale getirilmiş oluşu ve sanığın ikrarı karşısında; atılı kaçakçılık suçunu işlediğinin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Her ne kadar Tebliğname'de, sanığa soruşturma evresinde ihtarat yapılmamış olması nedeniyle suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını kovuşturma aşamasında ödemesi halinde, cezasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerekirken, sanığa ödeme halinde yapılacak indirim oranı 1/3 olarak belirtilmek suretiyle yanıltılarak ihtarat yapılması suretiyle usulsüz ihtaratta bulunulduğu ve usulünce yapılmayan ihtarata uyularak ödeme yapılmadığından bahisle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması talep edilmiş ise de; Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.12.2023 tarihli ve 2023/7-229 Esas, 2023/650 Karar sayılı karar içeriği doğrultusunda sanığın 15.06.2021 tarihli celsede yapılan etkin pişmanlık ihtaratı üzerine mahkeme huzurunda kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katındaki tutarı ödeyecek ekonomik durumunun olmadığını beyan ettiği anlaşılmış olup, ödeme gücü olmadığını ifade eden sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.

Ancak;

1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;

Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 04.07.2014, iddianame düzenleme tarihinin 26.08.2014 olduğu, aynı gün incelenen Dairemizin 2021/25103 Esas sırasında kayıtlı olan Manisa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/291 Esas, 2020/485 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 19.08.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 22.10.2014 olduğu, yine karara çıktığı anlaşılan İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/736 Esas, 2015/736 Karar sayılı dosyasında yer alan, birleşen 2014/1354 Esas sayılı dosyada suç tarihinin 23.06.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 30.09.2014 olduğu anlaşılmakla;

Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest dosyaların gerektiğinde birleştirilmesi, kesinleşen dosyanın aslı ya da ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması, eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın gerektiğinde 7242 sayılı Kanun uyarınca 5607 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler kapsamında uyarlama yargılaması süreci de işletildikten sonra mahsubunun düşünülmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2.Hükmolunan 1 gün adlî para cezasının gün karşılığı 20,00 TL olarak belirlendiği halde, 20,00 TL yerine 320,00 TL adlî para cezasına hükmolunarak sanık hakkında fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (1 ve 2) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.