Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 31.01.2011 tarihinde davalı ... nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında yaya konumunda bulunan davacının yaralandığını, kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürerek kaza nedeniyle oluşan daimi sakatlık, iş ve kazanç kaybı ile tedavi masrafları olmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 1.600,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kusura ve maluliyete ilişkin tespit yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor sonucunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda hiçbir kusurunun bulunmadığı, kazanın ve zararın meydana gelmesinde davacının tamamen kusurlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece aldırılan kusur raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusur raporunda, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporlarının olayın oluş şekline uygun, denetime imkan verir şekilde düzenlendiği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün zararın meydana gelmesinde kusursuz olması nedeniyle Karayolları Trafik Kanunu'nun 86 ncı maddesi gereğince işletenin sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan illiyet bağının kesildiği, işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği hallerde sigorta şirketinin zararı gidermekle yükümlü olması sebebiyle, davalı ... şirketinin de sorumluluğunun bulunmadığı bu itibarla davacı tarafın istinaf itirazlarının yerinde olmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; söz konusu kazanın davalıya sigortalı araç sürücüsünün tedbirsiz ve dikkatsiz olarak araç kullanması sonucu meydana geldiğini, kaza tespit tutanağı ve krokisinde de görüleceği üzere davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini belirtmiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 31.01.2011 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı zarara ilişkin tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.