Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, soruşturma aşamasında, imzanın kendisine ait olduğunu söyleyerek gerçeğe dönmesi nedeniyle, hakkında TCK'nın 269. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2- 5271 sayılı CMK'nın 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikteki zararı kapsamaması ve hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezanın "kişiliği ve ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat hasıl olduğundan" biçimindeki gerekçe ile ertelenmesi karşısında, sanığa yükletilen iftira suçunda, katılanın ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu açıklanmadan, "sanığının cezasının ertelendiği ve mağdurun uğradığı zararın giderilmediği” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.