Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalıya icra takibi için vekalet verdiğini, icra dosyasına ... ... ve ... ...'ün icra kefili olarak alındığını, icra kefillerinin şikayet edilmesi nedeniyle açılan davanın duruşma zaptındaki beyanında ... ...'in borcunun 8.000,00 TL'sini ödediğini beyan ettiğini, davalının bu beyana itiraz etmediğini, davalının şikayetinin devam ettiğini, borcun ödenme ihtimali olduğunu beyan ederek süre talep ettiğini, 21.09.2012 tarihinde bilgi ve onayı olmaksızın ...ın araçlarına konulan haczin fekkini talep ettiğini, dosyaya haricen tahsil harcı yatırdığını, iki araca konulan hacizlerin kaldırıldığını, 29.01.2013 tarihli duruşmaya davalının katılmadığını ve dosyanın düştüğünü, Gölbaşı Noterliğinin 07.06.2013 tarih ve 11434 yevmiye sayılı işlemi ile davalıyı azlettiğini, davalı hakkında C.Başsavcılığına ve ... Barosu Başkanlığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı eyleminin BK, AV. K.ve meslek kurallarına aykırı olduğunu, icra dosyasında 9 ay boyunca işlem yapmadığını beyan ederek 17.000,00 TL'nin 21.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, taraflar vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı, alacak haklarının davalı avukatın kusurlu hizmeti nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, zararının davalıdan tahsili için eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, ... 26.İcra Müdürlüğünün 2011/15250 Esas sayılı dosyasının kısmen ya da tamamen haricen tahsil edildiğine dair kanaatin oluşmadığı, bu nedenle icra dosyasındaki 21 Eylül 2012 tarihli haricen tahsil ve harç hesabı kararı gereği dosya alacağından 13.615,00 TL'nin mahsup edilmesinin sehven bir işlem mi yoksa gerçekten tahsile dayalı işlem mi olduğunun anlaşılamadığı, kusuru nedeniyle davalı avukattan dosya alacağının talep edilebilmesi için kusurlu davranışın olmasının yeterli olmadığı, davalının özen borcuna aykırı davranışı olmasaydı alacağın tahsil edilebilir olması halinde davalıdan talep edilebileceği, bu kapsamda davacı tarafın davalıdan talep edilebileceği miktarın davalının özen borcuna aykırı davranışı ile dosya alacağından mahsup edilen 13.615,00 TL ile sınırlı olacağı gerekçesiyle, bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Vekalet sözleşmesi, Borçlar Kanunu 386. ve devam maddelerinde (yeni TBK 502. madde ve devamı) düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 390. maddesinde, "vekilin, mesuliyeti, umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlere tabidir. Vekil, müvekkile karşı vekaleti iyi bir suretle ifa ile mükelleftir. Vekil, başkasını tevkile mesul veya hal icabını kendi yerine ikameye müsait bulunmadıkça müvekkilin işini kendisi yapmaya mecburdur.
Bu şekilde, Borçlar Kanunu'nun 390. maddesi ile avukatın üzerine aldığı işin kapsamının ne olacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi vekilin akdi sorumluluğu olan tazminat mükellefiyeti daha çok onun temel borcu olan dürüstlükle ifa borcundan doğmaktadır. Vekalet sözleşmesi sonucu itibariyle bir itimat ilişkisi olduğundan vekalet konusunun yerine getirilmesinde vekile düşen başlıca yüküm, onu özen ve sadakatle ifa etmesidir.
Vekil üzerine aldığı işi doğruluk kurallarına uygun biçimde özenle yapmalıdır. Mesleğinin gerektirdiği uzmanlığın bütün gereklerini kullanmalıdır. Buna rağmen sonucu elde edemezse ancak o takdirde sorumluluktan kurtulmuş olur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, zarara dayanak icra takip dosyasında, davalı avukatın talimat almadan haczin fekkini talep ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacının alacağının tahsil imkanı kalıp kalmadığı, başka bir deyişle, davacının, vekilin eylemi ile zarara uğrayıp uğramadığı, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun eldeki davada tartışılarak incelenmesi gerekmektedir.
Kök ve ek bilirkişi raporunda; bu hususa ilişkin "Araç üzerine ilk haciz konulduğunda öncesinde tek bir rehin alacağı varken, haczin fekkinden sonra konulan 2. hacizde 11. sıraya düşmüştür." şeklinde görüş belirtilmiştir. Mahkemece haciz miktarı itibariyle 13.615.00 TL üzerinden alacağın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacı, gerek dava gerek temyiz dilekçesinde tüm dosya borcu olan 17.000,00 TL üzerinden talepte bulunmuştur. Davalı vekilin takip ettiği icra dosyasında 08.06.2012 yılında ... Karakaş'ın araçlarına haciz konulmasının talep edildiği ve hacizden önce, 2 adet aracın üzerinde de birer adet rehin olduğu görülmektedir. Her ne kadar alacağın haczin fekki tarihi itibariyle tahsil imkanı yoktur şeklinde bilirkişi tarafından görüş bildirilmişse de, icra dosyasındaki araç takyidat kayıtları talep tarihine göre değerlendirilmiş olup, miktarları üzerinden alacağın tahsil edilebilir olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmamıştır. O halde mahkemece, açıklanan hususlarda bakiye alacak miktarı için tahsil imkanın doğup doğmadığı hususunda araçlara önceden konan rehin miktarları da değerlendirilip, denetimine elverişli ek bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 31,40 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine, 691,23 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.