Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde 1-..., 2-..., 3-..., 4-..., 5-... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, Davalıların murisi... ile yaptıkları sözlü anlaşma ve aralarında düzenlenen 07.04.2009 tarihli protokol ile 8 parça taşınmaza dikilecek kavak ağaçlarının yarısının kendisine ait, diğer yarısının da muris...'a ait olacağı konusunda anlaştıklarını, anlaşma gereği söz konusu taşınmazlara kavak ağacı diktiğini, Muris...'ın 07.04.2009 tarihinde dikilen kavaklar üzerindeki 1/2 hissesinin tamamını 80.000,00 TL'ye kendisine sattığını ve parasını da peşin olarak aldığını, satışın yapıldığı tarihte aralarında protokolün düzenlendiğini ve taşınmazlar üzerindeki kavakların tamamının kendi mülkiyetine geçtiğini, ancak murisin protokol tarihinden sonra ölmeden önce mirasının tamamını vasiyetname ile davalı ...'a bıraktığını, kavak dikili taşınmazların 2020 yılına kadar kiralandığını, muristen önce ölen kardeşi ... Özbakır'ın damadının dava konusu 653 nolu parsellerdeki kendisine ait kavakları ...'ın onayı ile kendisinden habersiz satıp parasını peşin olarak almış olduğunu, ileri sürerek fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak şartıyla şimdilik 12.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 24/10/2016 tarihli dilekçesiyle dava değerini ıslahla 13.496,56 TL'ye çıkarttığını bildirmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davaya dayanak yapılan 7.4.2009 tarihli sözleşmenin davalıların murisinin yanıltılarak imzalatıldığı, davacının ağaçları kendisinin diktiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle verilen davanın reddine dair ilk karar, Dairemizin 26/11/2015 tarihli kararıyla sonradan ileri sürülen hile iddiası ile tanık beyanlarının esas alınması doğru olmayıp sözleşmeye itibar edilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, alacak miktarı olan 13.496,56 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine (... yönünden 12.500,00 TL ile sınırlı olmak üzere) ... Yönünden fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
1-1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 84. Maddesiyle ıslahın, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinciye kadar ve tabi olmayanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabileceği düzenlenmiş, tahkikatın sona ermesi ifadesinin ıslahın bozmadan sonra yapılıp yapılamayacağı konusunda daireler arasında görüş ayrılığı yaratması üzerine 04.02.1948 gün ve 1948-3 Esas, 1944-10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla; 'ıslah'ın, Kanunun açık hükmü dairesinde tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceğine Yargıtay'ca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olmadığına karar verilmiştir. Sonra yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177.maddesinde de aynı ifadeye yer verilmesi üzerine 06.05.2016 gün ve 2005/1 Esas 2006/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile de; bozma kararı sonrası ıslah yapılamayacağı ve 04.02.1948 gün ve 04.02.1948 gün ve 1944/10 Esas 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının değiştirilmesinin gerekmediğine karar verilmiştir.
Şu halde hala ayakta olan 1948 tarihli içtihadı birleştirme kararı gereği hüküm bozulduktan sonra ıslah yapılamaz. Mahkemece ıslah talebinin bozmadan sonra yapıldığı nazara alınmaksızın geçerli ıslah talebi varmış gibi ıslah edilen miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebebine göre davalıların temyiz sebeplerinin incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.
1.bentte açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz sebeplerinin incelenesine şu aşamada yer olmadığına, peşin alınan harcın dahili davalılara ayrı ayrı iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.