Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle akdin feshi ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekillerince temyiz edilmiştir
Davacı vekili, dava dilekçesi ile davalı şirkete akaryakıt ve servis istasyonu olarak kiraya verdikleri kiralananın sözleşmenin birinci maddesinde bahsedilen “BP amblemi ile çalıştırılması” maksadı ile 26.04.1995 tarihli kira sözleşmesi düzenlendiğini, ancak davalı şirketin arsa üzerindeki istasyonu BP amblemi ile çalıştırmadığını ve BPET ünvanlı başka bir marka ile satış yaptığını, bu hususun tespit edildiğini, akde aykırlığın giderilmesi için süreli ihtarname gönderilmesine rağmen akde aykırılığın giderilmediğini belirterek akde aykırılık nedeniyle akdin feshini ve kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur.
Hükme esas alınan 26.04.1995 başlangıç tarihli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 1. Maddesinde "...Şu ana kadar İzulaş tarafından işletilmekte olan bu arsa üzerine kurulu bulunan akaryakıt istasyonu ve mütemmüm cüzü BP'ye devir ve teslim edecektir. BP kendisi tarafından tespit edilecek işletici eli ile bu istasyonu söz konusu süre zarfında BP amplemi altında çalıştıracaktır.." hükmüne yer verilmiştir. Bu şartlar sözleşme serbestisi kapsamında geçerli olup tarafları bağlar. Davanın konusu akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshi ve tahliye isteği olup akde aykırılık nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemin kiralananın bizzat kullanımına yönelik olması gerekir. Kiralananın kullanılması ile ilgisi olmayan, sadece sözleşmedeki bazı hükümlerin ihlali olarak nitelendirilebilecek olgular yalnızca sözleşmenin feshini gerektirip, tahliyeye karar verilemez.
Olayımızda; davalının sözleşmenin birinci maddesindeki BP amblemi ile satış yapılacağına ilişkin hükmüne aykırı davrandığı ve süreli ihtara rağmen aykırılığı gidermediği saptanmıştır. Belirtilen husus yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler doğrultusunda sözleşmenin feshini gerektirir. Şu durumda mahkemece akdin feshine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken tahliyeye de karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.