İstinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2020 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.03.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 133.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarih ve 2021/900 Esas, 2022/732 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; hukuka aykırı delillerin hükme esas alındığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, gerekçesiz olarak teşdit uygulandığına, istinaf kararının gerekçesiz olduğuna, re'sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Dava konusu olay, suç tarihinde Motorize Polis Timleri Amirliğine bağlı ekiplerin Gaziosmanpaşa İlçesi, Galeri Caddesi üzerinde yapmış oldukları çalışmalarda, durumundan şüphelendikleri sanığın sevk ve idaresindeki aracı durdurdukları, aracın sağ arka koltuğundan inen bir şahsın koşarak aracı terkettiği, araçta yapılan göz kontrolünde aracın ön yolcu koltuğu altında dizili vaziyette gözle görülür biçimde para ele geçtiği, Merkez Bankası raporuna göre 2461 adet banknotun sahte olduğu, sanık ...'ın sahteliğini bilebilecek durumda olduğu paraları muhafaza etmek suretiyle parada sahtecilik suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İstanbul Şubesi Sahte Banknot / Efektif / Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme raporlarında ele geçirilen banknotların sahte oldukları, aldatma (iğfal, sürüm) kabiliyetinin olduğu belirtilmiştir.
Temyizin kapsamına göre,
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; sanık ...'ın muhafaza ettiği sahte banknotlar sebebiyle parada sahtecilik suçunu işlediği sabit kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince parada sahtecilik suçu açısından kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş ve istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
1. Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, Merkez Bankası İstanbul Şubesi Sahte Banknot/ Efektif/ Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme raporu, sanık savunmaları, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın parada sahtecilik suçunu işlediğine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, hukuka aykırı delillerin hükme esas alındığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemesince gerekçesi gösterilmek suretiyle temel hapis cezasında teşdit uygulandığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarih ve 2021/900 Esas, 2022/732 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.