İcra Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşmiş icra takibinden kaynaklanan temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu kiracı hakkında ödenmeyen 2011 yılı Kasım ve Aralık ayı kira bedellerinin tahsili için icra takibi yapıldığını, borçlu davalının takibe kısmi itirazda bulunduğunu ve borcun 12.500.- TL lik kısmını kabul ettiğini, takibin kabul edilen kısım yönünden kesinleştiğini, davalının yasal ihtar süresi içinde takibe konu borcu ödemeyerek temerrüde düştüğünü belirterek kiralananın İİK.’nun 269/a maddesi uyarınca tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Davacı alacaklı, davalı borçlu hakkında 27.12.2011 tarihinde başlattığı tahliye istekli icra takibinde, 15.419.01.- TL 2011/Kasım ve Aralık ayı kira bedelinin tahsilini istemiştir. Borçlu davalı ödeme emrine kısmen itiraz etmiş, davalı borçluya 12.500.- TL borcu bulunduğunu bildirmiştir. Davalının takip sırasında kabul ettiği kısım yönünden İ.İ.K.nun 269/a maddesi uyarınca davacının tahliye talebinde bulunmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, itirazın kaldırılması istenilmeden tahliye talebinde bulunulamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Karar bu nedenle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.