Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun’un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
28.05.2014 tarihli ilk hükümde sanık hakkında verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği ve hükmün yalnız sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 30.10.2018 tarihli bozma ilamından sonra kurulan hükümde verilen cezanın 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi suretiyle, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri, bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından '' verilen cezanın 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine'' cümlesinin çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.