Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, erken tahliye nedeni ile kira kaybı ve aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, Taraflar arasında 01/06/2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, davalının kiralananı 15/02/2012 tarihinde herhangi bir bildirimde bulunmadan tahliye ettiğini, kiralananı 01/05/2012 tarihinde yeniden kiraya verebildiğini, arada üç aylık kira kaybının olduğunu belirterek aylık 6000 TL den 2012 yılı Mart, Nisan ve Mayıs ayları kira paraları ile aynı aylara ait ödediği aidatlar toplamı olan 18.600 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevabında; kira sözleşmesinde beş kira döneminin belirlendiğini, her dönemin bitimine üç ay kala kiraya verene haber verilerek mecurun tahliye edileceğinin kararlaştırıldığını, 28/09/2011 tarihli ihtarname ile 01/01/2012 tarihi itibarıyla kiralananı tahliye edeceğini kiraya verene bildirdiğini, davacının da tahliyeyi kabul ettiğini, taşınmaza kiralık ilanı asıldığını, yeniden kiralamak isteyenlerin gezdirildiğini, kiralananın 15/02/2012 tarihinde tahliye edildiğini, taşınmaza 06/04/2012 tarihinde yeniden kiracı bulunduğunu, üç aylık kira bedeli istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davalının 28/09/2011 tarihli ihtarnameyi göndererek 15/02/2012 tarihinde kiralananı tahliye ettiğini, tahliyenin sözleşme şartlarına uygun olduğundan davalının dönem sonuna kadar olan kira paralarından sorumluluğunun bulunmadığı, ancak son kira ayının kira parası ödenmediğinden 6.000 TL kira alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan kira sözleşmesi 01/06/2008 başlangıç tarihli ve beş yıl sürelidir. Sözleşmenin özel şartlar 12. Maddesinde “ kiracı kira dönemlerinin bitimine 3 ay kala kiralayana haber vermek suretiyle dükkanı tahliye edebilir. Kiralayan bu takdirde herhangi bir hak iddiasında bulunamaz” düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin 13. Maddesinde sözleşme süresi olan 01/06/2008 ila 01/06/2013 tarihleri arası birer yıllık beş ayrı döneme ayrılmış olup, davalı kiracı tarafından 01/06/2011-01/06/2012 dönemi içerisinde gönderilen 28/09/2011 tarihli ihtarnameyle kiralananın 01/01/2012 tarihinde tahliye edileceği bildirilmiştir. Sözleşmedeki feshe ilişkin düzenleme dikkate
alındığında, fesih bildiriminin usulüne uygun görülebilmesi için kiracının kira döneminin bitiminden 3 ay önce fesih bildiriminde bulunması gerekmektedir. Davalı kiracı tarafından yeni kira dönemi başlangıcı olan 01/06/2011 tarihinden üç ay önce gönderilen bir fesih ihtarnamesi bulunmadığına ve sözleşmede de kiracıya, kira dönemi ortasında fesih ve tahliye hakkı tanınmadığına göre davalı kiracı tarafından gönderilen 28/09/2011 tarihli fesih bildiriminin sözleşmeye uygun olduğundan söz edilemez. Sözleşmede üç ay önceden feshi ihbar düzenlemesi öngörüldüğü halde, kiralanan 15/02/2012 tarihinde tahliye edildikten sonra dosyaya sunulan yeni kira sözleşmesine göre 01/05/2012 başlangıç tarihli sözleşme ile üçüncü kişiye yeniden kiralanmıştır. Mahkemece, taşınmazın yeniden kiraya verildiği tarihe kadar davalının sorumlu olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.