Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 18. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.11.2012 gün ve 2011/3 E., 2012/892 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27.02.2014 gün ve 2013/12675 E., 2014/3349 K. sayılı ilamı ile;
"…Dava, sigortalının iş kazası sonucu vefatı nedeniyle hak sahiplerinin uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davalı ...'na bağlı Cihanbeyli İlçesi Yeniceoba bucağında bulunan Mehmet Zeki Kart İlköğretim Okulu'nun bahçesine, bir hayırsever tarafından masrafları karşılanmak üzere, dava dışı taşeron ... ile anlaşıldığı, davacıların murisinin de bu çeşmenin yapımı sırasında geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiği, olayın SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından iş kazası olduğunun tespit edildiği, hükme esas kusur raporunda olayın meydana gelmesinde, davalı ...'nın % 30, dava dışı taşeron ...'ün % 50, kazada vefat eden sigortalı işçinin % 20 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Gerek 4857 sayılı Yasanın 2/6 ve gerekse 5510 sayılı Yasa'nın 12/son maddesi ile yürürlükten kalkan Sosyal Sigortalar Kanununun 87/2. maddesinde; aracının hukuksal açıdan tarifi yapılmış kimlerin aracı veya halk arasındaki deyimi ile "Taşeron" sayılacağı belirlenmiştir. Buna göre; aracıdan bahsedilebilmek için; öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş, alt işverene devredilmelidir. Çoğu kez bina inşaat işlerinde görüldüğü gibi, ana binayı veya asıl işi bitirmekle yükümlü bir işveren, bu işin doğrama, döşeme, su tesisatı gibi bölümlerini aracılara devretmektedir. Bu gibi durumlarda üst-alt işveren ilişkisinden söz edilebilir. Dava konusu olayda da, asıl işi eğitim olan ve davalı Bakanlığa bağlı Mehmet Zeki Kart İlköğretim Okulu Müdürlüğü'nün, çeşme inşaatı yapımı işini, ihale makamı olarak dava dışı ...'e verme yetkisi bulunmamaktadır. Davalı ... tarafından yaptırılan bir inşaat işi söz konusu olmayıp dolayısıyla üst işveren sıfatı da bulunmadığından meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı ortadadır. Bir an aksi düşünülse bile, ... ile dava dışı ... arasında anahtar teslimi esasına dayalı eser sözleşmesinden söz edilebilir. Böyle olunca anılan davalı hakkında davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..."
gerekçesiyle oyçokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, müteveffanın yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi amacıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin 12.08.2004 tarihinde davalıya ait Mehmet Zeki Kart İlköğretim Okulu’nun çeşme inşaatı yapımı sırasında iş kazası sonucu vefat etiğini davalının iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili tedbirleri almadığını, meydana gelen kaza nedeniyle müteveffanın kusurunun bulunmadığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın idari yargıda açılması gerekirken adli yargıda açıldığını, zamanaşımının dolduğunu, kamu görevlisinin kamusal görevini yerine getirirken tamamen kendi iradesiyle ve kasti bir şekilde sebebiyet verdiği zararlarda eylem ile kamu görevinin yürütülmesi arasında herhangi bir bağ olmadığını, salt kişisel kusur kamu görevinden ayrıldığından idarenin sorumluluğunu doğurmayacağını, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece 12.08.2004 tarihinde davalı Bakanlığa ait Cihanbeyli ilçesi Yeniceoba bucağında bulunan Mehmet Zeki Kart İlköğretim Okulu çeşme inşaatı yapımı sırasında meydana gelen ve davacıların murisi Feyzullah Akyüz'ün ölümü ile sonuçlanan kazanın 506 sayılı Kanunun 11. maddesinin (A) fıkrasının (a ve b) bentlerine göre iş kazası olduğu belirtilerek maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararını, davalı MEB vekili temyize getirmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; vefat eden ...’ün yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkin olarak açtığı davada ...’nın asıl işveren sıfatı bulunup bulunmadığı ve buradan varılacak sonuca göre sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesinden önce, açılan davanın iş mahkemesinde görülebilip görülemeyeceği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
Öncelikle belirtilmelidir ki; Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkindir; görev itirazı yargılamanın her aşamasında, usul hukukuna ilişkin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın taraflarca ileri sürülebileceği gibi, davayı gören mahkeme de, bu yönde bir itiraz olmasa bile, görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür. Her dava, usul hukukunun kamu düzenine ilişkin kurallarının gösterdiği görevli mahkeme hangisi ise, orada görülür.

Direnme kararı yukarıda belirtilen değişik gerekçe ile bozulmalıdır.

S O N U Ç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen bu değişik gerekçe ile BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.