Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı ...'un davacı sıfatı bulunmadığından men'i müdahale ve ecrimisil taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacılar ... ve ...'in tapudaki hisselerini yargılama sırasında devretmek suretiyle davacı sıfatları kalmadığından men'i müdahale ve ecrimisil taleplerinin ayrı ayrı reddine, diğer davacıların men'i müdahale davasının kabulü ile; 15251 ada 19 parsel sayılı taşınmazda Harita Mühendisi Bilirkişi ...'un 30.06.2015 tarihli raporunda dava konusu yer olarak gösterilen 49.500 m2 lik kısma davalıların vaki müdahalesinin men'ine, diğer davacıların ecrimisil davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili, vekil edenlerinin paydaş olduğu 918 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından müdahale edildiğini belirterek taşınmaza yapılan elatmasının önlenmesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçe ile talep 22.475,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ...'un davacı sıfatı bulunmadığından men'i müdahale ve ecrimisil taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacılar ... ve ...'in tapudaki hisselerini yargılama sırasında devretmek suretiyle davacı sıfatları kalmadığından men'i müdahale ve ecrimisil taleplerinin ayrı ayrı reddine, diğer davacıların men'i müdahale ve ecrimisil davalarının kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
çapa bağlı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu (eski 918) yeni 15251 ada 19 parsel sayılı ‘Tarla’ vasıflı taşınmazın davacılar ve dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu, davalıların çaplı taşınmaza kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
1. Dosya muhtevasına dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılardan ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılardan ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Gıda Tarım ve Hayvancılık il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisil hesaplama yönteminin usulüne uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; tarım arazisi niteliğindeki çekişmeli taşınmazda ürün gelir metodu uyarınca ecrimisil hesaplanması gerekirken (raporda tarla nitelendirilmesi yapılmasına rağmen) arsa vasfındaki taşınmazlar için kabul edilen hesaplama yönetimi baz alınarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca, tarım arazi vasfındaki taşınmazda ürün gelir metoduna göre bölgede ekilen tarım ürünleri, birim fiyatları ve dekara net verim değerleri (ecrimisil talep edilen yılları kapsar şekilde) İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden sorularak, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı saptanarak, alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılardan ....ve ... vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılardan .... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 29.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.