Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, vekil edenleri ile davalıların paydaş olduğu dava konusu 7569,7573,7574,7582,7557,7802 ve 7567 parsel sayılı taşınmazların davalılar tarafından tasarruf edildiğini belirterek elatmanın önlenmesi ile 2010-2014 yılları arası 1.000,00 TL ecrimisil alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili, 31/03/2016 tarihli ıslah talepli dilekçesi ile 1.000 TL olan dava değerlerini toplam 31.291,69 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılardan ... duruşmada, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

paydaşlar arası elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazların davacıların miras bırakanı Hüsne Tepe, davalılar ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece, tüm davalıların her parsel yönünden sorumlu tutulduğu anlaşılmaktadır. Ancak hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki mahkemece, yapılan keşif sırasında parsel bazında davalıların (gerektiğinde isimleri de dile getirilerek) kullanım durumları tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmemiştir. Bu durumda dava konusu yerleri hangi paydaşın veya paydaşların kullanıp kullanmadığı yönünde yeterli bir araştırma yapılmaksızın tüm davalıların ecrimisilden sorumlu tutulması isabetsizdir.
Hal böyle olunca, yeniden keşif yapılarak hangi parselin hangi davalı ve/veya davalıların tasarrufunda olduğunun kesin bir şekilde saptanması, bu şekilde temyiz eden davalılar Ferdi ve ...’ın var ise sorumluluklarının belirlenmesi, ondan sonra toplanmış ve/veya toplanacak delillere göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Davalılardan ... ve ...’ın temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 29.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.