Mahkûmiyet

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi gereğince gerekçeli kararın, sanığın aynı zamanda MERNİS adresi olan 19.04.2016 tarihli sorgusunda beyan ettiği son bilinen adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğe çıkartılmadan, doğrudan aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğine ilişkin 16.06.2016 tarihli işlemin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın öğrenme üzerine 01.07.2016 tarihli dilekçesi ile hükmü süresi içerisinde temyiz ettiği anlaşılmakla, 21.07.2016 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/1052 Esas, 2016/743 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hakkında lehe hükümlerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii, Mahkemenin ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, bu nedenle ek kararı temyiz ettiklerine ilişkin temyiz dilekçesi vermişler, temyiz talepleri kabul edilerek ek kararın kaldırılması ile inceleme yapılmıştır.

Hakkında başka bir suça karıştığı iddiası bulunan sanığın, kolluk görevlileri tarafından yakalandığında, üzerinde kendi fotoğrafı olan ancak ... kimlik bilgileri ile düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz ettiği, ancak sonrasında sürücü belgesinin sahte olduğunu beyan ederek gerçek kimlik bilgilerini söylediği olayla ilgili olarak sanık hakkında kamu davası açılmış, sanık savunmasında suçlamaları kabul etmiş, dosya arasında bulunan kriminal raporda sürücü belgesinin tamamen sahte olduğu ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirlenmiş, Mahkemece tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/1052 Esas, 2016/743 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.04.2024 tarihinde karar verildi.