Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin,13.05.2016 tarihli ve 2016/352 Esas, 2016/762 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 ncı maddesinin birinci fıkrası, 43,62,51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Katılanın temyiz istemi; sanığın daha ağır ceza ile cezalandırılması gerektiğinden hükmün bozulması talebine ilişkindir.
1. Sanığın, 2014 yılında katılan ile müşterek mülkiyetli tapularındaki doğrudan gelir desteğini alabilmek için katılan ve adına sahte imza atmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu iddiasıyla dava açılmıştır.
2. Sanık suçlamayı kabul etmemiş, doğrudan gelir desteğinin son günü olduğunu muhtar söyleyince telefonla katılan ve ailesinin kendisine adlarına imza atmasını söylediklerini, 2014 yılında almış olduğu parayı elden verdiğini, 2015 ve 2016 yıllarındaki imzaların da kendisine ait olduğunu ancak bunlar yönünden para almadığını beyan etmiştir.
3. Mahkemesince sanığın 2014,2015 ve 2016 yıllarında çiftçi kayıt formlarına katılan ve ailesi adına imza atarak zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararı verilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı; Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01.04.2016 tarih ve 2015/2965 Esas sayılı iddianamesi ile 2014 yılı çiftçi kayıt formundaki sahte imzalar nedeniyle dava açıldığı; 2015 ve 2016 yılına ait belgeler yönünden dava açılmadığı gözetilmeden, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin,13.05.2016 tarihli ve 2016/352 Esas, 2016/762 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.