Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2014/182 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan vekili, mahkemenin eksik incelemeye dayalı karar verdiğini, ticari defterde personel adına kayıt olmasının imkansız olduğunu, sanığın cezalandırılması gerekirken beraatine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini beyan ederek bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

1. Katılan vekilinin, 34 EG ... plaka sayılı aracın kaptanlığını yapan sanığın şirket kayıtları tetkikinde 31.12.2013 ve 02.01.2014 tarihlerine ait fatura bedellerini tahsil etmesine rağmen muhasebeye teslim etmediğini, sanık hakkında icra takibi yaptıklarını belirterek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık savunmasında; maaşının ve harcırahlarının ödenmediğini, yaklaşık 2.000 TL parasını kestiklerini, iş dönüşü muhasebe kapalı olduğundan orada buluna bankonun üzerine parayı bırakıp gittklerini, bir ay sonra hesabınızda açık var şeklinde suçlamada bulunduklarını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. 29.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda; katılanın ticari defterlerinde sanığın dava konusu 3.202 TL'yi tahsil ettiği ile ilgili yevmiye kaydının ve belgenin bulunmadığı tespit edilmiştir.

4.Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu gerçekleştirdiğini gösterir inandırıcı her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2014/182 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.04.2024 tarihinde karar verildi.