Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/139 Esas, 2016/499 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık kararı temyiz etmek istediğine dair temyiz dilekçesi vermiştir.
Sanık müdafii, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, belgelerin sanık tarafından kullanılmadığına, bu nedenle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olmadığına ilişkindir.
Suç tarihinde, kolluk görevlileri tarafından durdurulan aracın içerisinde bulunan sanığın kaçmaya başladığı, yakalandığında ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz etmiş, araçta yapılan aramada ise ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi ile ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin ele geçirilmesi üzerine sanık hakkında açılan kamu davasında; sanık ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi ve nüfus cüzdanındaki fotoğrafların kendisine ait olduğunu, hakkında yakalama kararı olduğu için bu belgeleri sahte olarak yaptırdığını, ancak diğer belgelerden haberdar olmadığını, üzerindeki fotoğrafların da kendisine ait olmadığını beyan etmiş, dosya arasında bulunan raporda, belgelerin tamamen sahte olduğu ve aldatıcılık niteliğini bulunduğu belirtilmiş, Mahkemece tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/139 Esas, 2016/499 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.